GENÇLİK VE GELECEĞİMİZ

Ali KALENDER

28-09-2026 15:33

Bir milletin yarınını merak ediyorsanız, yalnızca bugün sahip olduğu imkânlara, ekonomisine, şehirlerine veya teknolojisine bakmanız yetmez. Asıl bakılması gereken, o milletin gençleridir.

Çünkü gençlik, bir toplumun yarına bıraktığı en büyük sermayedir.

Bugünün gençleri birkaç yıl sonra öğretmen, doktor, mühendis, esnaf, yönetici, anne ve baba olacaklar. Şehirleri onlar yönetecek, çocukları onlar yetiştirecek, toplumun değerlerini onlar taşıyacaklardır.

Bu nedenle gençlik meselesi, yalnızca gençlerin meselesi değildir.

Hepimizin meselesidir.

Gençleri Anlamak

Bazen gençlerden şikâyet ediyoruz.

“Bizim zamanımızda böyle değildi.”

“Şimdiki gençler çok rahat.”

“Hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar.”

Bu cümleleri toplumda sıkça duyarız.

Fakat gençleri eleştirmeden önce kendimize başka bir soru sormamız gerekir:

Biz onları ne kadar anlamaya çalışıyoruz?

Çünkü bugünün genci, bizim gençliğimizden çok farklı bir dünyanın içerisinde büyüyor.

Bizim aylar içerisinde ulaşabildiğimiz bilgiye o birkaç saniyede ulaşabiliyor. Dünyanın öbür ucunda yaşanan bir hadiseyi anında görebiliyor. Sosyal medya aracılığıyla binlerce insanın hayatına şahit oluyor. Sürekli bir karşılaştırmanın, hızın ve bilgi bombardımanının içerisinde yaşıyor.

Bu kadar imkânın ortasında büyümek, her zaman hayatı kolaylaştırmıyor. Bazen tam tersine insanın zihnini daha fazla yoruyor.

Genç, kendisine sürekli gösterilen hayatlarla kendi hayatını karşılaştırıyor.

Başkasının başarısını görüyor, kendi eksikliğini düşünüyor.

Başkasının sahip olduklarını görüyor, elindekileri küçümsüyor.

Başkasının mutluluğunu görüyor, kendi hayatının mutsuz olduğunu zannediyor.

Oysa ekranda görülen hayat ile gerçekte yaşanan hayat çoğu zaman aynı değildir.

İşte bu çağın gençlerini anlamak istiyorsak önce onların hangi dünyanın içerisinde yaşadığını anlamalıyız.

Gençlere Sadece Nasihat Yetmez

Gençlerle ilişkimizde yaptığımız en büyük yanlışlardan biri, onları sürekli nasihat edilecek insanlar olarak görmektir.

Elbette nasihat önemlidir. Tecrübenin genç nesillere aktarılması gerekir. Fakat genç insan yalnızca konuşulmak değil, dinlenmek de ister.

Bazen bir gencin saatlerce nasihate değil, birkaç dakika gerçekten dinlenmeye ihtiyacı vardır.

“Sen anlamazsın.”

“Sen daha çocuksun.”

“Biz senden daha iyi biliriz.”

gibi ifadeler, gencin yanlışını düzeltmekten çok onunla aramızdaki mesafeyi büyütebilir.

Oysa ona:

“Sen ne düşünüyorsun?”

diye sormak bambaşka bir kapı açabilir.

Belki söylediklerine katılmayacağız. Belki yanlış düşündüğünü göreceğiz. Fakat önce onu dinlersek, daha sonra bizim sözümüzü dinlemesi de kolaylaşacaktır.

Çünkü insan, değer gördüğü yerde gönlünü açar.

Gençlik Bir Arayış Dönemidir

Gençlik, insanın kendisine en fazla soru sorduğu dönemlerden biridir.

Ben kimim?

Nasıl bir hayat yaşamalıyım?

Hangi mesleği seçmeliyim?

Kime güvenmeliyim?

Neye inanmalıyım?

Hayatımın amacı ne olmalı?

Bütün bu sorular genç insanın zihninde dolaşır.

İşte tam bu dönemde gencin yanında doğru insanların bulunması son derece önemlidir.

Ailesiyle konuşamayan genç, kendisine başka bir rehber arar. Evinde anlaşılmadığını düşünen genç, anlaşılabileceği başka çevrelere yönelir.

Bu çevre bazen iyi bir öğretmen, güzel bir arkadaş veya faydalı bir topluluk olabilir.

Fakat her zaman böyle olmayabilir.

Bu sebeple aile, çocuğunun yalnızca nerede olduğunu değil, gönlünün nerede olduğunu da bilmelidir.

Gençlere Güvenmek

Gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de kendilerine güvenildiğini hissetmektir.

Sürekli hata yapacağı düşünülen, her adımı kontrol edilen ve hiçbir sorumluluk verilmeyen bir gençten ileride sorumluluk sahibi bir yetişkin olmasını beklemek kolay değildir.

Sorumluluk, sorumluluk verilerek öğrenilir.

Bazen gençlerin hata yapmasına da izin vermeliyiz.

Elbette onları tehlikeye terk etmekten söz etmiyoruz. Fakat hayatın küçük yanlışları, insanın en büyük öğretmenlerinden biridir.

Bir genç yanlış bir karar verdiğinde hemen onu mahkûm etmek yerine, yaptığı yanlışın sonucunu anlamasına yardımcı olmalıyız.

Çünkü bizim görevimiz, çocuklarımızın önündeki bütün taşları temizlemek değildir.

Onlara taşlara takıldıklarında yeniden ayağa kalkmayı da öğretmektir.

Değer Vermek Başka, Her İstediğini Vermek Başkadır

Günümüzde anne babaların önemli bir kısmı, kendilerinin sahip olamadığı imkânları çocuklarına sunmak istiyor.

Bu son derece anlaşılır bir arzudur.

“Ben yaşamadım, çocuğum yaşasın.”

“Ben alamadım, çocuğum alsın.”

“Ben zorlandım, o zorlanmasın.”

Fakat iyi niyetle başlayan bu düşünce, ölçü kaybolduğunda başka bir probleme dönüşebilir.

Çocuğa değer vermekle çocuğun her istediğini yerine getirmek aynı şey değildir.

Her istediğine kolayca ulaşan bir genç, zamanla elde ettiklerinin kıymetini anlamakta zorlanabilir.

Hayatın her kapısının kendisine açılacağını zannedebilir.

Oysa hayat böyle değildir.

Bazen beklemek gerekir.

Bazen çalışmak gerekir.

Bazen kaybetmek gerekir.

Bazen de “hayır” cevabını kabul etmek gerekir.

Çocuklarımızı hayatın bütün zorluklarından korumaya çalışırken onları hayat karşısında güçsüz bırakmamalıyız.

Ahlâk Olmadan Başarı Eksik Kalır

Hepimiz çocuklarımızın başarılı olmasını isteriz.

İyi okullarda okusunlar, güzel meslekler edinsinler ve kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürebilsinler isteriz.

Fakat başarıyı yalnızca diploma, makam ve kazanç üzerinden tarif edersek çok önemli bir şeyi eksik bırakmış oluruz.

Bir genç çok iyi bir eğitim alabilir; fakat merhameti bilmiyorsa eğitimi eksiktir.

Büyük bir makama ulaşabilir; fakat adaleti bilmiyorsa başarısı eksiktir.

Çok para kazanabilir; fakat helâl ile haram arasındaki hassasiyeti kaybetmişse zenginliği onu gerçek anlamda yüceltmez.

Bilgi insanın zihnini geliştirir; güzel ahlâk ise o bilgiyi hangi amaçla kullanacağını belirler.

Bu yüzden gençlerimize yalnızca:

“Ne olacaksın?” diye sormamalıyız.

Belki daha önemli bir soru sormalıyız:

“Nasıl bir insan olacaksın?”

Gençleri Kaybetmemek

Gençler hata yapabilir.

Biz de gençken yaptık.

Fikirleri değişebilir, yanlış insanlara güvenebilir, bazen söylediklerimizi dinlemeyebilirler.

Böyle zamanlarda onlarla aramızdaki köprüleri yıkmak yerine daha sağlam hâle getirmeliyiz.

Yanlışına karşı çıkabiliriz ama kendisini dışlamamalıyız.

Davranışını eleştirebiliriz ama şahsiyetini aşağılamamalıyız.

Çünkü insanı hatasından döndürebilmek için önce ona ulaşabilmek gerekir.

Gönlüne ulaşamadığımız bir gence sözümüzü ulaştırmamız da giderek zorlaşır.

Gençlerden sürekli beklentilerimiz var.

Çalışmalarını, dürüst olmalarını, ahlâklı yaşamalarını, ülkelerine ve toplumlarına faydalı insanlar olmalarını istiyoruz.

Bunları istemekte haklıyız.

Fakat bir de tersinden düşünelim:

Biz gençlere nasıl bir dünya bırakıyoruz?

Onlara adaleti anlatırken ne kadar adil davranıyoruz?

Dürüstlüğü anlatırken ne kadar dürüstüz?

Merhametten söz ederken ne kadar merhametliyiz?

Aile bağlarının önemini anlatırken kendi ailelerimize ne kadar zaman ayırıyoruz?

Gençler yalnızca söylediklerimizi değil, kurduğumuz dünyayı da devralacaklar.

Bu nedenle gençliği düzeltmekten söz etmeden önce, gençlere bıraktığımız mirası da sorgulamak zorundayız.

Gençlik, bir toplumun problemi değil; en büyük imkânıdır.

Yeter ki onları anlayalım, dinleyelim, güvenelim ve doğru örnekler olabilelim.

Onların önüne yalnızca hedefler değil, değerler de koyabilelim.

Çünkü yarının nasıl olacağı, bugün gençlerimize ne öğrettiğimiz kadar onlara nasıl davrandığımızla da ilgilidir.

Bir milletin geleceğini inşa etmek istiyorsak önce gençlerinin gönlüne dokunmalıyız.

Unutmayalım:

Gençler bizim yarınımız değildir yalnızca; bugün elimizde bulunan ve yarına emanet edeceğimiz en kıymetli değerlerimizdir.

DİĞER YAZILARI GÜNEYSU'DA VARDA BİZDE NEDEN YOK 01-01-1970 03:00 ANNE VE BABANIN SESSİZ ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLAR SÖZDEN ÇOK HÂLDEN ETKİLENİR 01-01-1970 03:00 BABANIN SORUMLULUĞU 01-01-1970 03:00 AİLENİN TOPLUMDAKİ YERİ 01-01-1970 03:00 DÜNYA GEÇİCİ, ESERLER KALICIDIR 01-01-1970 03:00 SESSİZ KALDIKLARIMIZDAN DA SORUMLUYUZ 01-01-1970 03:00 İNSANI İNSAN YAPAN DEĞERLER 01-01-1970 03:00 DÜNYA HAYATININ HAKİKATİ 01-01-1970 03:00 İNSAN NİÇİN YAŞAR? 01-01-1970 03:00 İNSAN NİÇİN YARATILDI? 01-01-1970 03:00 BUNCA HESABI ALLAH’A NASIL VERECEĞİZ… 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU’DA ÖLDÜRÜLEN DEVLET ADAMLARI 01-01-1970 03:00 ONLAR CANLARINDAN VAZGEÇTİLER 01-01-1970 03:00 DOKTORLUĞU MESAİ İLE SINIRLI OLMAYAN DOKTOR 01-01-1970 03:00 Eğer medeniyet, açıp saçmaksa bedeni, desenize; hayvanlar bizden medeni... 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz ve Teknoloji 01-01-1970 03:00 SEKSEN ÜÇ YILA DENNK BİR GECE 01-01-1970 03:00 KAHRAMANCA YAŞAYIP KAHRAMANCA ÖLMEK BU OLSA GEREK 01-01-1970 03:00 ŞEHADETİN KUTLU OLSUN EY ŞEHİD 01-01-1970 03:00 10 MUHARREM (AŞURE) GÜNÜ 01-01-1970 03:00 ALTINDAN DEĞERLİ MİRAS: ATA TOHUMU 01-01-1970 03:00 ŞEHR-İ RAMAZAN’A DOĞRU 01-01-1970 03:00 HOŞGELDİN EY ŞEHR-İ RAMAZAN 01-01-1970 03:00 TÜRKİYENİN KUR’AN SEVDALILARI 01-01-1970 03:00 GÜZEL AHLAK 01-01-1970 03:00 ŞEHİRLERİN ANASI MEKKE VE FETİH 01-01-1970 03:00 Şeref Levhaları İle Dolu Tarihimizden Bir Levha 01-01-1970 03:00 İsra ve Miraç 01-01-1970 03:00 ALLAH KATINDA TEK DİN İSLAMDIR 01-01-1970 03:00 Unuttuğumuz (UNUTTURULAN) İbadet Cihad 01-01-1970 03:00 10 MUHARREM (AŞURE) GÜNÜ 01-01-1970 03:00 ORGAN NAKLİ (BAĞIŞI) 01-01-1970 03:00 SELAT SANA SELAM SANA EY ALLAHIN RESÜLÜ 01-01-1970 03:00 Kudüs Müslümanlarındır ve Selehaddin'ini Bekliyor 01-01-1970 03:00 Ahlak ve maneviyattan Yoksun Gençlik 01-01-1970 03:00 18 YAŞINDA BIR YILDIZ MUS’AB BİN UMEYR (1) 01-01-1970 03:00 “18 YAŞINDA BIR YILDIZ MUS’AB BİN UMEYR” (2) 01-01-1970 03:00 1 Nisan Haçlıların Müslümanlara Oyunu 01-01-1970 03:00 UNUTTURULAN İLK EMİR 01-01-1970 03:00 KURBAN 01-01-1970 03:00 10 MUHARREM AŞURE GÜNÜ 01-01-1970 03:00 NOEL KUTLAMAK MÜSLÜMAN İŞİ DEĞİL 01-01-1970 03:00 KARDEŞLİK 01-01-1970 03:00 BU MİLLETLE İSTANBUL DEĞİL DÜNYA BİLE ALINIR 01-01-1970 03:00 Tarihten Ders Çıkarmazsan Tekerrür Eder 01-01-1970 03:00 Büyük Kahraman Ömer Muhtar’ı Rahmetle Anarken 01-01-1970 03:00 GENÇLİK VE TEKNOLOJİ 01-01-1970 03:00 KUŞU ÖLEN ÇOCUĞA TAZİYEYE GİDEN PEYGAMBER 01-01-1970 03:00 DÜNYAYA MI MEYLEDİYORUZ ACABA 01-01-1970 03:00 Bize Güzel Ahlak Yakışır 01-01-1970 03:00 İSLAM DAVASINA ER OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 Mekanın Cennet Olsun Adı gibi Sağlam Nevzat SAĞLAM Hocam 01-01-1970 03:00 AĞAÇLARIN VE TAŞLARIN KONUŞACAĞI GÜN YAKINDIR 01-01-1970 03:00 ŞİRK VE MÜŞRİK 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZI NAMAZ EHLİ OLARAK YETİŞTİRELİM 01-01-1970 03:00 KISASTA HAYAT VARDIR 01-01-1970 03:00 KİM BİR KAVME BENZERSE ODA ONLARDANDIR 01-01-1970 03:00 YAHUDİLERİN MÜSLÜMANLARA KARŞI HİLELERİ 01-01-1970 03:00 CAMİLERDE NEDEN DEVE KUŞU YUMURTASI BULUNUR 01-01-1970 03:00 RAMAZAN'A HAZIRLIKLI OLMAK 01-01-1970 03:00 AMAN DİKKAT: RAMAZAN AYINDA İSRAİLE DESTEK OLMAYALIM 01-01-1970 03:00 ONLAR BİZİM SEBEBİ HAYATIMIZ 01-01-1970 03:00 Selam Olsun Beytül Makdis'e ve Aksa Tufanına 01-01-1970 03:00 Sevgi Dilde Değil Yürekte Olmalı 01-01-1970 03:00 YILLARDIR DUA EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 DEPREM ALLAH’IN İNSANLARA İLAHİ İKAZIDIR 01-01-1970 03:00 “ONLARA ÖF BİLE DEMEYİN” 01-01-1970 03:00 Vefatının birinci Yılında Rahmetle Anıyoruz. 01-01-1970 03:00 Allah’ın İnsana Bahşettiği Önemli Haslet ‘’Cömertlik’’ 01-01-1970 03:00