1930’lu ve 1940’lı yıllarda Türkiye’nin en büyük göçünü veren Rize ilimiz de güçlü rantabil bir tarım
ürünü olan çay tarımının başlamasıyla refah seviyesi yükselmiş, göç durmuş insanımız kendi
memleketinde geçinebilme imkanına kavuşmuştur. Günümüzde çay bahçelerinin bölünmesiyle kişi
başına düşen çay gelirinin azalmasına rağmen halen daha ilimizin en önemli gelir kaynağının başında
çay geliri gelmektedir. Çay bölgemizde kısıtlı tarım alanlarında uzun sürede (5 ile 10 yıl) yetişen,
ekonomik açıdan alternatifi olmayan stratejik güçlü bir tarım ürünüdür. Dünyada kişi başına en fazla
çay tüketen ülke Türkiye’dir. Çayda dışa bağımlı bir ülke değiliz. Ülkemizde yetişen çayın tamamı Doğu
Karadeniz bölgesinde yetişmektedir. Bu değerimizi korumamız için çay üretimiyle ilgili alınıcak kararlar,
atılacak adımlar çok önem arz etmektedir.
Çay Tarımı ve üretiminde belirsizlikler, boşluklar olmamalı, hiç kimsenin insiyatifine bırakılmamalı çay
müstahsili devlet tarafından korunmalıdır.
Yıllardır çayda yaşanan sorunların çözülmesi, çay müstahsilinin mağduriyetlerinin giderilmesi için
hükümet tarafından yapılması gereken kanuni düzenlemelerin bir türlü yapılmaması, bu konuda
gerekli adımların atılmaması çok manidar bir durum arz etmekte, çayın geleceğini tehdit etmektedir.
Rize’de kamuoyunun, STK’ların hatta hükümet yetkililerinin dahi bu konuda ittifak içinde olmalarına
rağmen gerekli düzenlemelerin yapılmamasını, ertelenmesini bölge insanına karşı yapılan bir haksızlık
olarak görmekteyiz.
Hükümetten acil olarak Çaykur, özel sektör, müstahsil üçgeninde konuyu ele alarak çay taban fiyatının
altında alımı engelleyecek yasal düzenlemeyi yapmasını, taban fiyatı ile beraber bunun açıklanmasını
bekliyoruz. Aksi takdirde taban fiyatı bir anlam ifade etmeyecek özel sektör tarafından taban fiyatı
altında alımlar devam edecektir.
Türk çayının geleceği, marka değerinin yükseltilmesi bir dünya markası, yurt dışında talep edilen bir
ihraç ürünü olabilmesi için üretimin her aşamasındaki (Tarladan pakete girene kadar) süreçte
standartlara uygun üretim yapılmalıdır. Özellikle kalitesiz yaş çay hasatı çayımızın geleceğini tehdit
eden önemli faktördür. Kalitesiz ham madde ile kaliteli üretim yapılamaz. Yaş çay hasatının kaliteli
olarak yapılmasında Tarım Bakanlığı Çaykur’un öncülüğünde gereken adımlar bir an önce atmalı,
müstahsil bilinçlendirilmeli, kaliteli hasata teşvik edilmeli ve asla kaliteden taviz verilmemelidir. Aksi
takdirde çayımızın kalitesinin, marka değerinin düşmesine neden olunmakta, çay sanayicisinin üretim
maliyetlerinin yükselmesine yol açmakta, sanayiciyi zor durumda bırakmaktadır.
Üreticinin geleceğini açısından önem arz eden çay sektörünün sürdürülebilirliği müstahsilin refahı ve
kuru çay maliyetlerinin daha ucuz mal edilmesi ve nihai tüketicinin daha uygun fiyatla çaya
erişebilmesi için geçen yıl kaldırılan yaş çay destekleme priminin tekrar geri getirilmesi gereklidir. Bu
durum sektör için tarıma destek kapsamında anayasal haklar içerisindedir.
Gübre fiyatlarındaki aşırı yükselişlerden dolayı zor durumda kalan müstahsile %50 gübre desteği
verilmesi gereklidir. Bu durum stratejik bir ürün olan çayın, müstahsillerinin yine anayasal hakları
kapsamındadır.
Sektörün bütün paydaşlarının zarar gördüğü diğer bir konu ise sezon başında bakanlık tarafından
açıklanan yaş çay taban fiyatına eş zamanlı sezon başında yeni maliyetlere orantılı olarak kuru çay
fiyatının açıklanmamasıdır.
Yıllardan beri siyasetin müdahalesi ile yaş çay zammı ile kuru çay zammının birlikte yapılmaması
sonradan açıklanması sanayiciyi maliyet belirsizliğine ve istikrarsızlığa itmekte, zararına satışa
zorlamaktadır. Bu durum sezon başında kuru çay piyasalarının maliyetlerin altında başlamasına,
özellikle ulusal zincir marketlerine ve kuru çay toptan alıcılarına düşük fiyatlardan çay almalarına
olanak vermektedir. Düşük fiyatta çay satmak zorunda kalan özel sektör firmaları zarar etmemek için
taban fiyat sınırlaması olmayan piyasalarda müstahsillerden düşük fiyattan yaş çay satın alma yolunu
tercih etmektedirler. Bu durumdan Çaykur da olumsuz etkilenmekte maliyetlerin altında çay satışına
zorlanmakta ve zarar etmesine neden olmaktadır.
Yıllardan beri bu konunun önemine binaen ikazlar yapılmasına rağmen hükümet durumun düzelmesi
için gereken tedbirleri henüz almamış, gereken adımları atmamıştır. Konuya tekrar dikkat çekiyoruz
çayın selameti için bu yıl yaş çay taban fiyatı açıklanması ile birlikte yeni yılın maliyetlerine orantılı
kuru çay fiyatının da açıklanmasını hükümetten ivedilikle bekliyoruz.
Çay, Rize’nin yalnızca tarımsal bir ürünü değil; alın teri, geçim kapısı ve şehir ekonomisinin
omurgasıdır. Rize’de çay varsa esnafın çarkı döner, işçinin sofrası kurulur, çiftçinin emeği karşılık bulur.
Aynı zamanda çay, ülkemizin temel ihtiyaç ürünlerinden biri, stratejik bir tarımsal değeri ve milli
üretim gücüdür.
Bugün gübre, mazot, işçilik, nakliye ve bahçe bakım maliyetleri ortadayken üreticinin emeğini yok
sayan hiçbir fiyat kabul edilemez. Yaş çay üreticisi enflasyona ve maruz kaldığı bu maaliyetler
karşısında ezdirilmemeli, kimsenin insafına bırakılmamalı, emeğinin karşılığını hak ettiği şekilde
almalıdır.
Bu nedenle çağrımız açıktır:
2026 yılı yaş çay taban alım fiyatı 40 TL + 4 TL destekleme pirimi ile birlikte 44 TL olmalıdır.
Bu fiyat müstahsile bir lütuf değil aksine hakkının eda edilmesidir.
Bu rakamın altındaki her rakam, üreticinin maliyetini, emeğini ve Rize ekonomisinin gerçeklerini
görmezden gelmek demektir. Çay fiyatı açıklanırken üreticinin durumu, bölgenin geleceği ve ülkenin
yerli üretim ihtiyacı dikkate alınmalıdır.
Yeniden Refah Partisi olarak önce millet ilkemiz doğrultusunda Rize’mizin hakkını savunmaya devam
edeceğiz. Çay üreticimizin alın teri yerde kalmamalı; çayda adil fiyat, güvenli alım ve güçlü destek
çayın sorunlarını çözecek politikalar derhal hayata geçirilmelidir.
Yeniden Refah Partisi Rize İl Başkanı
Mehmet Akif ZERDECİ
YENİDEN REFAH PARTİSİ RİZE İL BAŞKANI MEHMET AKİF ZERDRCİ 2026 YAŞ ÇAY SEZONU İÇİN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
13:38 - GÜNCEL