GÜNCEL
Giriş Tarihi : 18-01-2021 15:38   Güncelleme : 18-01-2021 15:38

2020 Bitti Eğitimin Göstergeleri Ne Gösteriyor

Özel Eğitim Çalışanları ve Eğitim Derneği Başkanı Feyyaz ŞENTÜRK 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

2020 Bitti Eğitimin Göstergeleri Ne Gösteriyor

2019-2020 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılı itibarıyla dünyada ve ülkemizde görülen salgın nedeniyle, örgün eğitimin sekteye uğrayarak; daha önce ülkemizde hiç deneyimlenmemiş bir model olan uzaktan eğitime geçilmek zorunda kalındığını belirten ŞENTÜRK bu nedenle eğitimin tüm tür ve kademelerine devam eden öğrencilerin öğrenme kayıplarıyla karşı karşıya kaldıklarını fakat eğitimde dezavantajlı olarak nitelendirilen grupların bu durumdan daha fazla etkilendiğini söyledi. ŞENTÜRK Dünya Bankası’nın salgın öncesi döneme ait eğitim raporlarına bakıldığında düşük ve orta gelirli ülkelerde çocukların %53’ünün ‘eğitim yoksulluğu’ içinde olduğunu belirterek salgın sürecinde bu durumun daha da keskinleştiğini ifade etti. Salgının dünyada ve ülkemizde tüm eğitim göstergelerini değiştirdiğini belirten ŞENTÜRK ülkeler arası farklılıkların da şu süreçte daha da arttığını söyledi. 2020 eğitim göstergelerinin bazı başlıklar altında incelenebileceğini söyleyen ÖZÇED Başkanı Feyyaz ŞENTÜRK şu başlıklara vurgu yaptı

Hane halkı eğitim harcamaları eğitim harcamaları toplamının %20’sini oluşturuyor

Ücretsiz ders kitabı dağıtımı ve taşımalı eğitim düzenlemelerine rağmen hane halkı eğitim harcamaları toplam eğitim harcamalarının %20’sini oluşturuyor ve bu oran OECD ortalamasının üzerindedir. TÜİK’in 2019 yılında gerçekleştirdiği Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerinin %45’i eğitimde yaşanan sorunlardan biri olarak eğitim masraflarını görüyor. Anayasa ve ilgili kanunlarla güvence altına alınan parasız eğitim hakkına rağmen devlet okullarına çocuğunu gönderen velilerin eğitim masraflarını sorun olarak görmesi eğitimde gizli maliyetlerin olduğunun göstergesidir. Bu gizli maliyetler özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocukların eğitim süreçlerinde zorluk olarak karşılarına çıkmaktadır. 2018 yılı A.ge.e verilerine göre en yüksek gelirli %20’lik kesimin eğitim harcamaları, en düşük gelirli %20’lik kesimden yaklaşık 32 kat fazladır. Bu durum eğitimde fırsat eşitliğinin ülkemizde hala gerçekleşemediğinin ve kısa vadede de gerçekleşemeyeceğinin bir göstergesi.

MEB’in yatırım bütçesi kısa vadede ikili eğitim sorununu ortadan kaldırmaya yetecek gibi değil

2014 yılından 14.3’lük oranla tepe noktasını gören MEB’in yatırım bütçesi 2020 yılından 9.3’e gerilemiştir. MEB’in bu yatırım bütçesi ile eğitimde bir sorun olarak nitelendirilen ikili eğitimi kısa vadede ortadan kaldırabilmesi mümkün görülmüyor. Zira 2018-2019 eğitim öğretim yılı itibarıyla ikili eğitimle öğrenim gören ilkokul öğrencilerinin oranı %37,8, ortaokul öğrencilerinin oranı %29,3, ortaöğretim öğrencilerinin oranı ise %5,8’dir.

Öğretmen başına düşen öğrenci sayılarında OECD ortalamasına yaklaşıyoruz

2020 verileri incelendiğinde ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim seviyesinde hem sınıf mevcudu hem de öğretmen başına düşen öğrenci sayılarında OECD ortalamasının yakalanmak üzere olduğu görülmektedir. Sınıf mevcudu ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları; öğretmen ihtiyacı, öğretim süreleri, öğretmenin çalışma saatleri gibi konularda belirleyici rol oynamaktadır.

Okul öncesi okullaşma oranı son yıllarda artış gösterse de OECD ortalamasının çok gerisinde

Bütün eğitim bilimciler ve uzmanların üzerinde önemle durduğu eğitim kademesi okul öncesidir. 2005 yılından bu yana okul öncesi okullaşma oranında büyük atılım gerçekleşse de hala OECD ortalamasının çok altındayız. Ülkemizde okul öncesi okullaşma oranı %43 iken OECD ortalaması %88 seviyesindedir. Bilişsel gelişimin büyük oranla gerçekleştiği okul öncesi dönem kritiktir ve önemi ölçüsünde davranılması gerekmektedir.

Öğrencilerin sınıfta geçirdiği süre yetersiz

Öğrencilerin sınıfta geçirdiği süreler değerlendirildiğinde ilkokulda yılda 720 saat iken OECD ortalaması 804’tür. Ortaokulda ise Türkiye’de bir öğrenci sınıfta 843 saat geçirirken OECD ortalaması 922 saattir. Normal şartlarda bile büyük olan bu fark, salgın nedeniyle ülkemizde örgün eğitime ara verilmesiyle oluşan öğrenme kayıplarının giderilmesinde örgün eğitime geçildiğinde telafi eğitimlerine büyük önem verilmesi gerektiğinin göstergesidir.

Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2019 sonuçlarına göre 4 ve 8. Sınıf Fen-Matematik alanlarında ilk kez ölçek orta noktasının üzerine çıkılarak ülke sıralaması yükselmiş oldu. Bu, eğitimde atılan adımların yavaş yavaş karşılığının alındığının göstergesi fakat salgın nedeniyle bu başarıların geriye gitmemesi için normale dönüş sürecinde öğrenme kayıplarını giderecek telafi eğitimlerinin her tür ve kademede planlanıp uygulanması gerekmektedir.