GÜNCEL
Giriş Tarihi : 05-10-2020 17:15   Güncelleme : 05-10-2020 17:15

Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak

Eğitim Bir Sen Rize Şubesinden Pandemi döneminde güvenlik, Öğretmen ve ail ile ilgili yapılan araştırma neticesinde basın açıklaması yapıldı.

Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak

Okullar açılalı 2 hafta oldu. Bu iki hafta zarfında ilkokul 1. Sınıflar, anasınıfları ve ana okulları seyreltilmiş olarak 1.hafta 1 gün 2.hafta 2 gün olmak üzere okula geldiler. Korona vakası olarak büyük sorunlar yaşamadık. Sınıf bazında bazı olumsuzluklar meydana geldi, ona da il Mem ve okul idareleri gereken müdahaleyi yaptılar. Meslek Liselerinin de bu hafta yüz yüze eğitime başlaması olumlu bir adım. Gelecek haftada 2. Sınıflar ve 8.sınıflar okula yüz yüze eğitime başlayacakları henüz belirsizliğini koruyor.

Vaka sayısının çok düşük olduğu yerlerde ve öğrenci sayısının az olduğu yerlerde okullar bir an önce açılmalıdır. Okulların açılışının ötelenmesi, Bakanlığın bu konuda belirsizlik üretmesi son derece okullarda sıkıntı,stres oluşturmuştur.Biz eğitim sendikası olarak şunu net olarak söylüyoruz. Örgün eğitim başlamalı, çocuklar derslerini yapmalıdır. Tabii ki okullarda gereken tedbirlerin en üst seviyede alınması şartıyla. Buda sadece talimat ve yazı göndererek olacak şey değildir. Onun için okullara bir an evvel bütçe verilmeli, okul ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma getirilmelidir. Okul idarelerini para konusunda zor durumda bırakmamak gerekir. Okullar, birçok ihtiyacını okul aile birliğinin bütçesinden karşılıyordu. Şu an tüm eğitimi uzaktan eğitime yönlendirirseniz ki (Türkiye’deki uzaktan eğitimin teknik altyapısının bunu kaldırması mümkün değildir), çocuğu okula gelmeyen veli okula bağışta bulunmaz, bulunmuyor da. 3 öğrencisi olan bir veli uzaktan eğitimde hangisine bilgisayar alacağını, nasıl yapacağını şaşırmış durumda. Özel okulların bir şekilde eğitime devam ettiği yerde devlet okullarını kapalı tutmak kamudaki eğitimi değersizleştirmek, haksız rekabet anlamına gelir. Veliler öğrencilerini özel okullara almaya başladılar. Bu durum eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır. Onun için, Eğitim-Bir-Sen olarak diyoruz ki, daha fazla ötelenmemeli, okullar açılmalı, sınıf mevcutlarının yeterli olduğu yerlerin tamamında eğitim bir an önce başlamalıdır.

Velilerin alınan tedbirler konusunda kaygılarının olabileceğini ama birinci sınıfların açıldığını, birinci sınıflara devam oranı yüzde 90 üzerinde, birinci sınıfların takip oranına baktığımızda velinin güven duygusunu görüyoruz. Bizde sendika olarak geçen öğretim yılının ikinci dönemdeki uzaktan eğitim tecrübesini araştırdık. Veliler bir an önce okulların açılmasını istiyor. Şu an Türkiye’nin en önemli konularından biri eğitimdir, okulların açılması konusudur. Diğer yatırımlarımızı, köprümüzü, binamızı, yolumuzu üç ay sonra, bir yıl sonra yapabilirsiniz, ama bir çocuğun hayatında oluşabilecek boşluğu bir yıl sonra tamir edemezsiniz. Eğitim konusu ciddiyetle ele alınmalıdır. Bunun için eksik gedik varsa bu kısmı Bakanlık tartışacak, bütçeleme kısmını hükümet boyutunda tartışacak, dolayısıyla okulların bu anlamda yükünü alması gerekiyorsa bir an önce alacak, ama zamana yaydıkça bu anlamdaki kayıpların yarın bir gün telafisi mümkün olmayacaktır.

Okullar toplumu toplum sağlığı açısından bilinçlendirecek en önemli yerlerdir

Hayatın olağan akışıyla devam ettiği bir ortamda okulları risk olarak görmek son derece yanlıştır. Okullar toplumu toplum sağlığı açısından bilinçlendirecek en önemli yerlerdir. Bir çocuk gelir size ve şu cümleyi kullanır. ‘Baba maskeni takman lazımdır. Baba dışarıdan geldin, ellerini yıkaman lazım.’ Çünkü çocuk aynı zamanda evin de düzenleyicisidir. Okulu tamamen devre dışı bıraktığımızda, konuştuğumuzun tamamı boşluğa gider ve stresimiz her geçen gün artar. Onun için bir an önce okullarımız açılmalıdır. Kaygı duyan, kronik

rahatsızlığı olan, okula gidemeyecek öğrenciler varsa onlar için alternatif EBA sistemi, EBA’daki depolanmış bilgi ve TRT altyapısı bunlar için kullanılabilir. İlin genel durumu nedir, hangi bölgede kovid-19 vakası yoğundur, hangi yerde değildir konusunun il pandemi kurulları üzerinden yönetilmesi gerekir.

Yaşadığımız şeyin aslında merkezi yönetim krizi olduğunu ifade ediyoruz. Onun için diyoruz ki müsait olan yerlerde okulları bir an önce eğitime açın. Oradaki mevcut sınıflar yeterliyse beklemeyin. Bu süreç tamamen il pandemi kurulları üzerinden yürütülmeli, Bakanlık sadece genel politikaya ilişkin cümle kurmalıdır.Yoksa her şeyi merkezden belirlemeye kalkarsak bu içinden çıkılamaz, yönetilemez duruma gelir.Bu iki hafta zarfında bunu gördük bakanlık, kafa karıştıran yazıları üst üste yayınladı.Sendikamızın müdahalesi ile yayınlanan yazılara itirazımızla düzenlemeler yapıldı. İdarecilerimiz, öğretmenlerimiz, kamuoyu bir nebze olsun rahatlatıldı.

Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak, fiilen yüz yüze eğitime geçilmesi beklenmeksizin yönetici ve öğretmenlerin ders dağılımlarının yapılarak haftalık ders yüklerinin belirlenmesi, sınıflar itibarıyla yüz yüze eğitimin başlayacağı tarih ile usul ve esaslarının belirlenmesi, il veya ilçe özelinde yetki aktarımı suretiyle salgın riskinin olmadığı yerler için esnek karar alma süreçlerinin hayata geçirilmesi ve yüz yüze eğitimin mümkün olmadığı yerlerde uzaktan eğitimin 21 Eylül 2020 tarihi itibarıyla müfredatın izlendiği uzaktan eğitim faaliyetlerine başlanması konularında adım atılmasını istemiştik.

Eğitim-öğretime başlamayan sınıflar hakkında da net bir açıklama yapılmış değildir. Aynı şekilde yüz yüze eğitim faaliyetine hangi sınıflarda hangi tarihte başlanacağı, yüz yüze eğitim verilmeyecek ise sınıflara ilişkin müfredatın EBA TV başta olmak üzere, uzaktan eğitim platformları üzerinden ne zaman ve hangi program dâhilinde işleneceği de tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Bir hafta zarfında görüldü ki sadece EBA üzerinden uzaktan eğitim yeterli olmayacaktır. Fakat MEB birkaç gün boyunca öğretmenlere açık açık başka platformları da kullanabilirsiniz sözünü söyleyememiştir. İdareyi ve öğretmenleri tereddütte bırakmıştı. Bu konuda da sendikamızın da müdahalesi ile bazı olumlu düzeltmelere gidilmiştir. Halen sıkıntılar mevcuttur. Mesela EBA TV üzerinden anlatılan 2 saat ders öğretmenlerin ders programına eklenmemiştir. Hafta sonu ders anlatan öğretmenle hafta içi ders anlatan öğretmenler arasında eşitsizlik devam etmektedir. Öğrenciler 7-8 saat bilgisayar karşısında kalmaktadır. Bu durum öğrenci açısından olumsuzluk içermektedir.

Eğitim-Bir-Sen olarak Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan“Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması” raporunu kamuoyuyla paylaştık. Sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın sıkıntılı ve çetin bir süreçten geçtiği “Koronavirüsün hızlı bir şeklide yayılarak salgına dönüşmesiyle birlikte neredeyse bütün ülkelerde yüz yüze eğitime ara verilerek okullar kapatılmış, eğitim sürecinin devam edebilmesi, öğrencilerin eğitimden geri kalmaması için online/uzaktan eğitime geçilmiştir. Birçok ülke gibi Türkiye de mevcut teknolojik imkânlarına, öğretmenlerin teknolojiyi kullanma becerilerine ve öğrencilerin internete erişim düzeyine bağlı olarak uzaktan eğitime başlamıştır. Bu süreçte öğretmenlerin ve öğrencilerin etkileşim hâlinde olmalarına ve birlikte çalışabilmelerine imkân sunan çeşitli e-öğrenme platformları, televizyon programları veya sosyal medya platformları aracılığıyla uzaktan eğitime devam edilmiştir.

Araştırmaya Türkiye genelinde toplam 9 bin 64 öğretmen ve 20 bin 52 veli katılmıştır

Eğitim-Bir-Sen olarak, salgın sürecinde eğitimin en sağlıklı şekilde devam etmesine yönelik olarak daha önce “Kovid-19 Salgınının Gölgesinde Eğitim: Riskler ve Öneriler” başlıklı bir odak analiz yayınladık. “Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması” raporumuzu eğitimle ilgili veli ve öğretmen görüşleri ekseninde eğitime ışık tutmasını temenni ettiğimiz çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaştık. (https://www.ebs.org.tr) Okulların açılması sürecini öğretmen ve velilerin nasıl değerlendirdiğini, öğretmen ve velilerin ne tür kaygılar taşıdığını tespit etmek oldukça önemlidir. Bundan dolayı öğretmen ve velilerin okulların açılması takvimini nasıl değerlendirdiğini, okulların açılmasıyla ilgili ne tür kaygılara sahip olduğunu inceledik.

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin yüzde 75,7’si öğrencileriyle belirli aralıklarla canlı ders yaptığını belirtmiştir

Araştırmada, uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin yüzde 75,7’si öğrencileriyle belirli aralıklarla canlı ders yaptığını belirtmiştir. Bu bağlamda öğretmenlerin öğrencileriyle canlı ders yapma oranlarının artması, öğrencilerin okulla olan bağlarının güçlenmesine ve motivasyonlarının artmasına da katkıda bulunacaktır.

Çocuğu ortaokulda olan veliler (yüzde 77,8) ile ortaöğretimde olan veliler (yüzde 73,5), çocuğu ilkokulda olan velilere (yüzde 63,3) göre daha yüksek oranda, çocuğuyla öğretmen(ler)inin belirli aralıklarla canlı ders yaptığını ifade etmiştir. Araştırmaya katılan velilerin yüzde 14,5’i, öğretmenlerin yüzde 14,8’i bu sonbahar döneminde yüz yüze dersler için öğrencileri okula göndermeyi güvenli bulurken, velilerin yüzde 70,9’u ve öğretmenlerin yüzde 78,8’i okulların açılması konusunda kaygılarını ifade etmiştir.

Velilerin yüzde 70,6’sı,öğretmenlerin yüzde 63,8’i okullar açılmadığında ve uzaktan eğitim yapıldığında öğrencilerin eğitimlerinden geri kalacağını ifade etmiştir

Bu süreçte velilerin yüzde 70,6’sı okullar açılmadığında ve uzaktan eğitim yapıldığında öğrencilerin eğitimlerinden geri kalacağını ifade ederken, yüzde 13,8’i ise öğrencilerin eğitimlerinden geri kalacakları ifadesine katılmadıklarını; öğretmenlerin yüzde 63,8’i okullar açılmadığında ve uzaktan eğitim yapıldığında öğrencilerin eğitimlerinden geri kalacağını belirtirken, yüzde 18,9’u ise bu düşünceye katılmadığını kaydetmiştir.

Öğretmenlerin uzaktan eğitime bir süre daha devam edileceği dikkate alındığında, öğretmenlere yönelik uzaktan eğitimde etkin öğretim yapmaya yönelik destekleyici çalışmalar yapılmalıdır.

Öğrencilerin uzaktan eğitime daha etkin bir şekilde katılımını sağlamak için ihtiyaç sahibi öğrencilere tablet ve bilgisayar gibi gerekli dijital araçlar ile internet bağlantısı sağlanmalıdır.

Okulların açılma sürecinde sağlık ve güvenlik konusunda gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Öğretmenler ve veliler haklı olarak okulların açılması ile birlikte virüsün bulaşması konusunda kaygılıdırlar. Burada yapılması gereken, kaygı nedeniyle okulların kapalı kalması değil, virüsün yayılımını engelleyici önlemlerin katı bir şekilde alınmasıdır. Bunun için öncelikli olarak okulların ihtiyaç duyduğu hijyen malzemeleri ve ek temizlik personeli okullara sağlanmalıdır. Buna ek olarak, okulların fiziki mesafe kurallarını dikkate alarak sınıf mevcutları kalabalık okulların okul ve sınıf ortamlarını azaltmak için gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Dahası, alınan tüm önlemler konusunda veliler ve

öğretmenler ayrıntılı olarak bilgilendirilmeli, velilerin ve öğretmenlerin kaygıları giderilmelidir.

Eğitim çalışanlarımız, salgınla mücadele sürecinde Vefa Sosyal Destek grupları ve filyasyon ekipleri başta olmak üzere, kamu hizmetinin sürdürülmesi ekseninde kamu yararının görüldüğü her alanda ve faaliyette görev almıştır. Ancak uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimin beraber yürütülmesinin planlandığı, eğitim çalışanlarına her zamankinden daha fazla görev ve sorumluluk düştüğü önümüzdeki günlerde idareci ve öğretmenler asli görevleri dışındaki işleri yapmaya zorlanmamalıdır.

Bakanlığın ‘Temiz okul projesi’ okullara dayatılmamalıdır. Okul idarelerinin yıllardır boğulduğu kırtasiye işiyle bu proje ile tekrar boğuşturulması, ayrıca okullara tedarik edilmeyen temizlik malzemeleri ve temizlik elemanlarının verilmeden böyle bir proje istenmesi doğru bir tutum değildir. Okul idareleri okulların eğitim öğretime açılması döneminde özveri ile çalışma yapmışlardır. İdareler bu konuda zorlanmamalıdır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün “Ek Ders Ücreti” konulu 23.9.2020 tarihli yazısının, ders ve ek ders ücretlerinin toplu sözleşme hükmüne aykırı kısımlarının iptali istemiyle dava açtık.

Çalışma takvimi doğrultusunda 21 Eylül tarihi itibarıyla yüz yüze eğitim faaliyetlerine başlanılması gerekirken, Bakanlığın tek taraflı tasarrufuyla yüz yüze eğitim faaliyetlerine başlamalarına onay verilmeyen (a) ortaöğretim kurumları (liseler) ile temel eğitim kurumlarının 5, 6, 7 ve 8. sınıflarında bulunan öğrencilerin okul bütünlüğünde; (b) temel eğitim kurumlarının 2, 3 ve 4. sınıflarında bulunan öğrencilerin sınıf bütünlüğünde, yine haftada sadece iki gün derse gelen 1. sınıf ve okul öncesi öğrencilerinin de sınıf bütünlüğünde haftanın kalan günleri/ders saatleri özelinde izinli sayılmaları sonucunun doğduğu açıktır.

Bu itibarla yüz yüze eğitim faaliyeti yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenlerin idari izinli sayılmaları nedeniyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenlerin, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim, hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılması gerektiğine şüphe yoktur.

Bakanlığın söz konusu yazısını, bu husus göz ardı edildiği ve toplu sözleşme hükmüyle kazanılan hakkı ihlal ettiği için, iptal istemiyle yargıya taşıdık. Yargıya taşıdıktan sonra bazı düzenlemeler yapılmıştır, fakat yeterli olmamıştır.

Sendika olarak, yönetici ve öğretmenlerimizin özlük haklarının korunmasının ve toplu sözleşmeyle kazanılan hakların uygulanmasının takipçisi olacağız. https://www.ebs.org.tr/

 

 

Seyfettin AFACANLAR

Eğitim Bir Sen Şube Başkanı