HER ŞEY ADETA KÖTÜLÜKLERE DAVET EDER DURUMDA
Ramazan TOPCAN

HER ŞEY ADETA KÖTÜLÜKLERE DAVET EDER DURUMDA

“İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. “ Enam suresi/112

İman ile küfrün, iyi ile kötünün mücadelesi dünya hayatının olmazsa olmazlarındandır, hatta var oluş nedenlerindendir. Nisa suresi 76. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz; ”İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar…..” buyurulmaktadır.

Zira kudreti sonsuz olan Yüce Mevla’mız, insanı iyi ve güzel davranışlar yapabilecek kabiliyette yarattığı gibi kötü ve çirkin davranışlar da yapabilecek kabiliyette yaratmıştır. Aslında insan bünyesinde yaratıldığı andan itibaren bir mücadele, bir savaş vardır. Bunun tabi sonucudur ki bu gün güzelliklerin peşinde olanların yarın kötü yolun yolcusu haline düştüklerine çokça şahit olmuşuzdur. Tersi de olmuştur. Kötü işlerin adamı olanların günün birinde iyiliğin tesisinde görev aldıklarına da şahit olmuşuzdur. 
Mazlumların yanında olmak, onların elinden tutmak, çaresiz insanlara çare olmak, kötülüğe iyilikle karşılık vermek, hak taraftarı olmak, adaleti ayakta tutmak, imanını bütün dünyaya haykırıp onun nurunu söndürmek isteyenlere karşı savunmak vb. gibi erdemli davranışlar, tıpkı rüzgâra karşı direnmek gibidir. Zor olan şeylerdendir bunlar. Etrafımızda var olan her şey, adeta kötülüklere davet eder durumdadır. İyilik ve güzellik peşinde koşmak artık pirim yapmıyor. 
Bütün olumsuz şartlar, tuzaklar ve tehlikelere rağmen insan, kendi iradesiyle seçtiği yolun ve sergilediği davranışların karşılığını görecek ve ebedî âlemde Yüce Allah'ın (Azze ve Celle) sonsuz rahmetiyle hazırladığı lütuflara mazhar olacaktır inşaallah. Bunda asla şüphe yoktur.

Dünya hayatındaki bu çetin mücadelenin bir tarafında peygamberler, diğer tarafında ise şeytanlar yer almakta, başı çekmektedirler. Yüce Rabbimiz; ”her peygambere şeytanların musallat edildiğini” bildirerek bu hakikate işaret ediyor. Yeryüzünün en kıymetli varlığı olarak yaratılmış olan bizler ise, bu kıyasıya mücadelede kendi iradelerimizle bir seçim yapmak zorundayız. Ya peygamberlerle beraber, Onların saffında iyiler tarafında yer alacağız, ya da şeytanların peşine takılıp onlarla beraber yürüyeceğiz. Başka bir tercih hakkımız yok. Dünyada iki tane yol var; biri Hak, diğeri ise batıl. Bir insan ya Mü’min’ dir yâda kâfir, üçüncü yok.

Kur'an-ı Kerimin; “insan ve cin şeytanları” ifadesinden şunu anlıyoruz ki, “şeytan” denen azgın ve azdırıcı mahlûk, sadece cinlerden, görünmeyen varlıklardan ibaret değildir. Bizim gibi birer beşer olarak da bu dünya üzerinde bizler gibi görünen, davranışları davranışlarımıza benzeyen, nefes alıp veren, çarşı pazarımızda dolaşan, bizimle aynı toplumu ve aynı hayatı paylaşan şeytanlar da vardır.

Dahasını ifade edeyim ki o bizden olan bu şeytanların, fırıldaklıkta gözle görmeye muvaffak olamadığımız şeytanlardan aşağı kalır tarafı olmadığı gibi artıları vardır. Konumun başında sunduğum ayet-ı kerime bize açıkça bildiriyor ki, iki tarafın şeytanları da yaldızlı ve cilveli sözlerle birbirinin gözünü boyamakta, birbirini aldatarak kötülüğe kışkırtmaktadırlar.

Ayet-i kerimeyi daha güzel kavrayabilmek için içinde yaşadığımız 
dünyamıza yeniden bir kere daha bakmak yeterli olacaktır.
Başkalarını yoldan çıkarmak, kendileri gibi azgınlaştırmak için bütün çabalarını seferber etmiş, bütün imkânlarını ortaya koymuş, sürekli şekilde yeni tuzaklar icat ederek insanları hakka kulak vermekten alıkoymaya çabalayanlar sadece azgınlık etmek, başkalarını da azdırmak şeklinde iki önemli özelliği olan o görünmeyen şeytanların işi mi? Hayır. Ayni işleri adeta meslek haline dönüştürmüş ne insan şeytanları var bir bilseniz.

Affedersiniz biraz daha ileri gidiyorum bunlar arasında şeytana külâhını ters giydirecek nice hainler var. Şeytan bunlara uymuş dedirtecek niceleri var.

Ancak şunu ifade edeyim ki ister insan şeytanları ister de cin şeytanları olsun azgınlıkta ne kadar ileri gitmiş ve beraberce ne kadar büyük tertipler içine girmiş olursa olsunlar, bütün bunlar Yüce Allah'ın (Azze ve Celle) izni dairesinde cereyan eden ve ardında O’nun hikmetini saklayan hadiselerdir. Nahl suresi 99. ayet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz, iman edip Rabbine tevekkül eden Mü’minler üzerinde şeytanın hiçbir gücünün bulunmadığını bildirmektedir.

Yaptıklarımızın veya yapmamız lazım geldiği halde yapmadıklarımızın hakikati nasıl olsa ortaya çıkacak ve o günde herkes uyduğu veya peşine takıldığı şeyin hesabını vermek zorunda kalacaktır.

İman ehline düşen, cin şeytanlarından uzak durduğu gibi, kendi hemcinsleri arasındaki şeytanlardan da haberdar olmak ve onlar karşısında uyanıklığı elden bırakmamaktır.
Selam ve dualarla….

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇAYKURSPOR K.MARAŞ’DA 3. TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU KUPASI KAZANDI
ÇAYKURSPOR K.MARAŞ’DA 3. TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU KUPASI KAZANDI
ÖDÜLLÜ ŞAİR SATGUN’UN “ŞELALELER” ŞİİR KİTABI ÇOK BEĞENİLDİ
ÖDÜLLÜ ŞAİR SATGUN’UN “ŞELALELER” ŞİİR KİTABI ÇOK BEĞENİLDİ