İLİM; HAKİKAT YOLUNU AYDINLATAN BİR IŞIKTIR
Ramazan TOPCAN

İLİM; HAKİKAT YOLUNU AYDINLATAN BİR IŞIKTIR

Bildiğiniz gibi fertlerin ve toplumların maddî ve manevî her alanda yükselip ilerlemelerini temin eden unsurların başında ilim gelmektedir.
Peşinen ifade edeyim ki Yüce Rabbimizin bir isminin de; “ El-Âlim” olması ilmin ne değer bir kıymet olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir.
İlim, bir güçtür, küvettir. Bu sebeple dinimiz, okumaya ve öğrenmeye büyük değer vermiş; ilim tahsilini her Müslüman’a farz kılmıştır.
İnsanlığa doğru yolu ve gerçek saadeti göstermek üzere indirilmiş olan Kur'an-ı Kerim'in ilk emrinin; "İkra" (Oku) olması, yine Kur’an-ı Kerimin kalemden, yazıdan bahs etmesi İslam’ın ilim ve ilim adamına vermiş olduğu değerin birer ifadesidir.
Bütün insanları bir tarağın dişleri gibi eşit kılan dinimiz; 
"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
“Allah içinizden iman edenlerle ilme nail olanların derecelerini yükseltir.”
“Kulları içinde Allah'tan gerektiği şekilde ilim sahipleri korkar." gibi ayet-i kerimelerle ilim sahiplerini diğer insanlardan ayırıp yükseltmiştir.
Ayrıca, “Sakın cahillerden olma.”
“Cahillerden yüz çevir.” Vb. mealindeki pek çok ayet-i kerimeyle de cehaleti ve bilgisizliği yermiştir.
Kur'an-ı Kerimin öğretilerine göre her türlü kötülüğün, batıl inanç ve sapık düşüncelerin, hatta şirkin ve küfrün gerçek sebebi cehalet olduğu gibi beşeriyet için de en büyük düşman ve tehlike cehalettir. 
İlim, küfrü ortadan kaldıran, sapıklığı yok eden ve karanlığı yırtan, hakikat yolunu aydınlatan bir ışıktır, bir nurdur.
Hakkı batıldan, hayrı şerden, iyiyi kötüden, doğruyu eğriden, güzeli çirkinden ancak ilimle ayırabiliriz.
Büyüklerimiz ne de güzel ifade eylemişlerdir; İlim serveti mal servetinden üstündür. Zira mal harcandıkça azalır, ilimse harcandıkça çoğalır.
Yemeden, içmeden ve hareketten kesilen bir hastada nasıl ölüm belirtileri kendisini göstermiş ise ilimden, irfandan ve hikmetten mahrum olan ruhta da manen ölüm alametleri belirmiş demektir.
Nasıl ki vücudumuzun gıdası yemek ve içmek ise, ruhumuzun gıdası da ilimdir, irfandır, hikmettir.
Yine büyüklerimiz; âlim ve fazilet sahibi kimseleri diriye, ilimden, edepten, erdemden ve irfandan mahrum olan cahil kimseleri ise ölüye benzetmişlerdir. 
İnsanların içinde bulundukları durumlarına uygun ve gerekli ilmi öğrenmeleri farz, bu ilmi öğretmekse sadakaların en büyüklerindendir. Nitekim Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, şöyle buyurmuştur: “Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır. Sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman’ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir.” 
Bundan dolayıdır ki Yüce Dinimiz, ilimle uğraşmayı nafile ibadetten daha üstün saymış ve ilim rütbesini rütbelerin en yükseği kabul etmiştir.

Yeri gelmişken burada konu hakkında Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin hadis-i şeriflerinden bir kaçını dikkatlerinize arz etmek istiyorum.
"Çin'de bile olsa ilmi alınız, çünkü ilim kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır."
"İlim ve hikmet müminin kaybolmuş malıdır, onu nerede bulursa alır."
"İlim öğrenmek için bir saat çalışmak, bana gece sabaha kadar ibadet etmekten daha hoştur."
"İlmin fazileti, ibadetin faziletinden üstündür."
"Az ilim, ilimsiz çok ibadetten hayırlıdır."
"Kişinin ilimden bir mesele öğrenmesi, bence bin rekât nafile namaz kılmasından daha güzeldir."
"İlim tahsili sırasında ölen kişi şehittir."
"Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın; hem dünyayı, hem ahiretti isteyen ilme sarılsın."

Yukarda sunduğum bu ve benzeri hadis-i şerifler göstermiştir ki Müslüman cahil olamaz, Müslüman bilgisiz olamaz, Müslüman tembel olamaz.
Cehalet ve tembelliğin dinimizde asla yeri yoktur.
Dünya ve ahiret yolumuzu aydınlatacak, ruh dünyamıza ışık olacak faydalı kitaplardan oluşan bir kitaplığımız mutlaka olmalıdır. Kitap, yalnızlığımızı giderdiğimiz en yakın dostumuz olmalıdır. Bizim boşa geçirilecek zamanımız yok.
Evlerimiz; bir okul, bir medrese, bir kıraathane, bir mescit olmalıdır. 
Yüce Dinimiz, ilmi üstün gördüğü kadar bu ilmin kuşaktan kuşağa intikalinde görev alan yaşantısı ile örnek, tevazu ve vakar sahibi hocalarımıza, öğretmenlerimize de büyük mertebe vermiş ve hürmet göstermiştir. Hatta Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, öğrendiği ilimle amel eden ve onu başkalarına öğretenlerin gıpta edilmeye layık kimseler olduğunu bildirmiştir.
Burada şunu da unutmamak lazım ki Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, bir öğretmendi. Bu durumu Efendimiz, şöyle ifade buyuruyorlar; “Ben, ancak bir muallim olarak gönderildim.” 
Konumu tenvir edecek birkaç hadis-i şerifi siz muhterem okuyucu kardeşlerimle paylaşmak istiyorum:
"Allah kime hayır dilerse onu din ilminde derinleştirir."
"iki kişiye haset derecesinde gıpta edilir: Biri Allah'ın verdiği malı Hak yolunda sarf eden zengin, diğeri de Allah'ın verdiği ilmi insanlara Öğreten ve aralarında ilmî hüküm veren âlim."
"Âlimler peygamberlerin varisleridirler."
"Âlimler halk arasında Allah'ın güvenilir kullarıdırlar."
Dünyadaki konumunuz ilimle ölçülür. Konuşmak, bilenlerin hakkıdır. İnsan bilmediği şeye düşmandır. 
Büyüklerin; "Âlim ol ki, ölmeyesin." Sözü son derece manidardır.
Zira insanlar ölür fakat âlimler eserleriyle, talebeleriyle, arkada bıraktıkları hizmetleriyle yaşarlar.
İlim; güçtür, nurdur, kuvvettir, Allah'a giden en doğru yoldur.

Bu vesile ile Hazret-i Peygamberimizin; “Sizin en hayırlılarınız Kur’an’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretenlerinizdir.” iltifatına mazhar olan tüm fedakâr üstatlarımız başta olmak üzere öğretmenlerimizin “24 Kasım Öğretmenler Günü”nü kutluyor; aramızdan ayrılanlara Rabbimden rahmetler, hayatta olanlara sıhhat ve afiyetler diliyorum. Sevgili yavrularımıza da hayırlı başarılar diliyorum.

Selam ve dua ile….

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rize Belediyesi'nden ABD menşeili ürünlere boykot
Rize Belediyesi'nden ABD menşeili ürünlere boykot
RİZE BELEDİYESİ’NDEN ANLAMLI ÇEVRE HAREKATI
RİZE BELEDİYESİ’NDEN ANLAMLI ÇEVRE HAREKATI