ARAŞTIRMA İLKESİ GÖZ ARDI EDİLİNCE OLAYLAR ŞİRAZESİNDEN ÇIKAR
Ramazan TOPCAN

ARAŞTIRMA İLKESİ GÖZ ARDI EDİLİNCE OLAYLAR ŞİRAZESİNDEN ÇIKAR

İletişim; canlıların bir arada yaşayabilmesi için vazgeçilmez bir nimet, her şeyden önce bir ihtiyaçtır.

Karşımızda var olan canlı cansız varlıklarla iletişim kuruyor olabilmemiz Allah’ın (c.c.)  bize bahşettiği bir lütuftur.

İnsan, düşünebilen ve üreten bir varlıktır. Varlığı muhkemdir. Ürettiklerini başkaları ile paylaşma, zihninde oluşan fikirleri ve iç dünyasındaki yaşadıklarını, tasarladıklarını başkalarına aktarma, iletme ihtiyacı hisseder. Bu gayet tabiidir.

Peki, bunu nasıl ve ne şekilde yapmalı?  İnsan, karşısında bulunan hemcinslerinin yanı sıra canlılarla, tabiatla nasıl ve ne şekilde bir paylaşıma ve iletişime girmelidir.

Bunun birinci belki vazgeçilmez olanı konuşma sanatıdır. Konuşma, iletişimde en önemli etkendir. Konuşma, en eski ve en etkili iletişim biçimidir. Zaman geçtikçe, teknoloji ilerledikçe iletişim araçları çeşitlilik arz etse de konuşma sanatı iletişimde değerini hiç ama hiç kaybetmedi, kaybetmeyecektir.

Gazete, dergi, mecmua gibi yazılı medyadan tutun internet, telefon, televizyon, sinema gibi görsel iletişim araçlarına facebook, twitter, whatsapp gibi sosyal paylaşım ağlarına vb. isimlerini sayamadığımız iletişim araçlarının insan hayatında etkisi inkâr edilmeyecek kadar çoktur.

İletişim araçları yaşadığımız dönemde çok hızlı bir yayılma sürecine girmiş neredeyse radyonun, telefonun, televizyonun, internetin, sinemanın ve diğer sosyal ağların girmediği ev kalmamıştır. Bu araçlar hayatı önem taşıyan bir takım faydalar sağlasa da ferdî, ailevî ve hatta toplumsal alanda büyük problemleri beraberinde getirir oldu. Çağımızda kitle iletişim araçlarının sebep olduğu bunalım ve kaoslar saymakla bitmeyecek kadar çoğalmıştır.

İletişimde özellikle haberde temel ilke doğruluktur. Hucurat suresi 6. ayet-i kerimede konu şöyle vurgulanır; ”Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”

Müslüman kişi, ağzından girene dikkat ettiği gibi ağzından çıkana da dikkat etmelidir. Kur’an-ı Kerimde ağızdan çıkan sözün nasıl ve hangi kalitede olması gerektiği konusunda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur; Kavl-i Maruf/Kavl-i Sedid/Kavl-i Beliğ/Kavl-i Kerim/Kavl-i Meysur/Kavl-i Leyyin/Kavl-i Azim. Bunlar, sözün kalitesini ifade eden kelimelerdir.

Aslında burada bir kere daha şuna şahit olduk ki Hz. Allah (c.c.) biz insanları yaratıp ne haliniz varsa başınızın çaresine bakın diyerek yan tarafa bırakmamış. Camide nasıl davranacağımız konusunda ilahî ikazlarla bizi eğittiği gibi sosyal cemiyet hayatında da nasıl ve ne şekilde bulunmamız, hangi ilkeleri edinmemiz konusunda da bizleri eğitmiştir. Çarşıdan pazara, caddeden sokağa, sofradan masaya, konuşmamızdan yememize, yazımızdan çizimize nasıl ve ne şekilde davranmamız gerektiği konularında da bizlere yol göstermiştir.

Verilen haberin kaynağını araştırma ilkesi göz ardı edilince olaylar, insanlara farklı aksettirilir. Zaman zaman yalan yanlış, kasıtlı ve çarpıtma haberlerle gündem saptırılınca nasıl yapay gündemler oluşturulduğuna hep beraber şahit olduk oluyoruz. Bununla kalsa iyi. Adam öldürmelerden, yıllara sâri küskünlüklere, kavga, gürültü ve patırtılara onarımı mümkün olmayan sosyal buhranlara birçok yıkıcı olaylara sebeb olduğu aşikârdır. 

 

Medya; gerek yazılı, gerek görsel, gerek de işitsel olsun her insana hitap eder ve her dönemde karşısında bir alıcı mutlakabulur. Medya çok yönlüdür. Medya bir ahlaka ve adaba uygun yönlendirildiği vakit beşer yaşamına olumlu katkı sağlar. Doğru bilgi aktardığı vakit insanoğlu için bir nimet olur. Ancak ölçüden, teraziden şaşınca da bir nikmet, bir süngü olur, kıtal aracına dönüşür.

Üzülerek ifade edeyim ki dünyada iletişimin bir ahlaka uygun yapılması ve yapılandırılması gerçeğini unutan, daha kötüsü bu gerçeği manipüle eden bir anlayış var. Bu, aynı zamanda ahlaklı anlayışa gölge düşürmekle kalmıyor, iletişim ahlakını kökünden pasifize ediyor.

Bunun tabii sonucu olarak da dezenformasyon,  yalan haber,  iftira, aşağılama,  propaganda, dinî ve ahlakî değerleri hor gösterme benimsenmiş, ortaya çıkmıştır. Ramazan aylarında Müslümanlara şirin görünenlere bir bakın hele. Gazetelerinde Ramazan ilaveleri ile K.Kerim dağıtanlar, televizyonlarda din adına programlar yapanlar kalan 11 ayda İslam’ı aşağılamaktan asla gocunmadıkları gibi geri de kalmazlar.

Yazı çizilerinden karikatüre, dizilerden, filmlere hocaları üfürükçü, üçkâğıtçı, hokkabaz, düzen adamı, rotadan çıkmış yalaka, başında örtü olan kadınları ise hizmetçi olarak tanıtırlar. Oluşturdukları algı ile Müslümanları en alt tabakaya layık kimseler olarak gösterirler. Bu, gelişi güzel yapılan bir şey değildir. Bu planlanmış bir projedir.

Amaçları İslam karşıtlığını yaymak, islamofobiyi tırmandırmak, Müslümanların kutsal saydıkları değerlere dil uzatarak Müslümanları tahrik etmektir.

Bütün bunlardan sonra biz bunu; “basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü” adına yaptık, yapıyoruz diye ifade etmek en hafifinden yüzsüzlüktür. Bu da ahlak yoksunlarının eseri olsa gerek.

Biz Müslümanlara düşen görev, dünyamızı Kur’an merkezli bir ahlakla yeniden şekillendirmektir. Müdahil bir Allah inancına sahip olmaktır.

Bu konuda Malcolm X’in dediklerini asla unutmayalım; “Eğer dikkatli olmazsanız, medya sizin mazlumlardan nefret etmenize,zalimleri ise sevmenize neden olur.”

Selam ve dualarla…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇAYKURSPOR K.MARAŞ’DA 3. TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU KUPASI KAZANDI
ÇAYKURSPOR K.MARAŞ’DA 3. TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU KUPASI KAZANDI
ÖDÜLLÜ ŞAİR SATGUN’UN “ŞELALELER” ŞİİR KİTABI ÇOK BEĞENİLDİ
ÖDÜLLÜ ŞAİR SATGUN’UN “ŞELALELER” ŞİİR KİTABI ÇOK BEĞENİLDİ