KUR’AN’DA GEÇİYOR DİYE HER KELİME ÇOCUKLARA İSİM VERİLMEZ
Ramazan TOPCAN

KUR’AN’DA GEÇİYOR DİYE HER KELİME ÇOCUKLARA İSİM VERİLMEZ

Ana babalar olarak dünyaya gelmesine sebeb olduğumuz çocuklarımız için birçok ilahî görevlerimiz vardır. Bunlardan biri de çocuğa doğunca veya doğumu müteakip üçüncü veya yedinci gününde güzel bir isim vermektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, oğlu Hz. İbrahim (a.s.) dünyaya gelince;

"Bu gece bir oğlum doğdu; ona atam İbrahim’in adını verdim." buyurmuşlardır.

Ebu Davut’ta İbni Ömer’den (R.Anhuma) gelen bir başka bir rivayet ise şöyledir: “Resulullah (s.a.v.) çocuğa, doğumunun yedinci günü isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu.”

Aslında bu hadis-i şerifler çocuklara ismin ne zaman konacağı konusunda bir delildir.

Doğumdan hemen sonra ölecek olsa da çocuğa yine isim verilmelidir.

Çocuğun ismini iyi hal sahibi bir zata koydurmak iyidir. Ashab-ı Kiram Efendilerimiz, çocuklarına isimlerini Peygamber  (s.a.v.) Efendimize verdirmeyi tercih etmişlerdir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, çocuğa isim koyduktan sonra şöyle hayır duada bulunurdu; “Ya Rabbi! bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onu güzel bir şekilde yetişmesini sağla”

Çocuklarımıza verdiğimiz isimler bu dünyada olduğu kadar ahirette de geçerli olacağından ana babalar olarak bu konu üzerinde dikkatli olmak zorundayız. İsim vermek görevinde olduğumuz gibi verdiğimiz bu isimlerden de sorumluyuz Allah katında.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, zaman zaman bizzat kendileri yeni doğan çocuklara güzel isimler vermekle kalmaz büyük insanların ve de Müslüman olmak için huzuruna gelen insanların çirkin isimlerine de müdahalede eder kötü bulduğu bazı isimleri güzelleri ile değiştirme yoluna gittiği bize kadar ulaşan rivayetlerden anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, ço­cuğu doğduğu için namaza geç kaldığını öğrendiği bir Sahabi Efendimize; "Ona isim koydun mu?" diye sormuş, "Hayır henüz koymadım." cevabını alınca da çocuğu kendisine getirmesini istemiştir. Getirildiğinde ise çocuğun başını mübarek elleriyle okşamış ve ona Sa'd ismini vermiştir.

Yine Efendimiz (s.a.v.), (Uzza’nın kulu) manasına gelen (Abduluzza)'yı, Allah'ın kulu manasına gelen (Abdullah) ile

Ateş parçası manasına gelen (cemre)'yi güzel kız manasına gelen (cemile ) ile

Harp ismini de Hasan'la değiştirmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, güzel isim koymanın önemini şöyle açıklıyor:

“Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” 

Peygamber (s.a.v.) Efendimizin çocuklara vermiş olduğumuz isimler konusundaki hassasiyetini daha iyi anlamak için şu hadis-i şerife bir kere daha göz atmalıyız.

Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor:

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu.

Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, adama: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Mürre (acı)” diyince

Efendimiz (s.a.v.), Ona “Otur.”dedi.

Hz. Peygamber (s.a.v.) tekrar: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti ki Efendimiz (s.a.v.) ona da: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Harb.” diyince, ona da: “Otur.” dedi.

Peygamber  (s.a.v.) Efendimiz: "Bu deveyi bize kim sağacak?” diye sormaya devam etti.

Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. O da “Ya’iş” (yaşıyor) deyince ona; “Sen sağ.” dedi.

İslam toplumunda hiç kullanılmayan, anlam yönüyle sakıncalı, uydurma-kaydırma ve Müslüman olmayanlara ait isimlerin çocuklarımıza ad olarak verilmesi doğru olmadığı gibi zulüm ve küfür önder ve sembolleri olan isimlerin de çocuklarımıza isim olarak verilmesi doğru değildir. Firavun ve Karun gibi.

Çocuklarımıza vereceğimiz isimler;

İsimlerde esas olan şu isimlerden birini kullanacaksınız gibi bir dayatma olmamakla beraber; Allah'a kulluğu ifade eden, İslamî gayelere, insan haysiyetine uygun, İslami değerleri çağrıştıran, kendi değerlerimizle çakışmayan, çocuklarımızın kimlik ve kişiliklerini korumalarına yardımcı, çevremizdeki insanların genellikle hoşlanacakları, kulağa hoş gelen, Peygamberlere ait, iyi halleriyle bilinen salih kişilerin veya İslam büyüklerinden hatıra kalan manası güzel olan Hatice, Ayşe, Fatıma, Zeyneb, Ali, Hasan, Hüseyin, Yunus, Zekeriya vb. isimler olmalıdır.

Her şeyin isminden bir nasibi, payı vardır. Yani Hatice verirseniz Hatice’leşir.

Ayrıca Efendimiz (s.a.v.); ”En hayırlı isimler hamd ve abd kökünden türetilen isimlerdir.” buyurmuşlardır. Ahmet, Muhammed, Mahmut, Hamit vb. gibi hamd kökünden türemiş olanların yanında abd kökünden türemiş Abdulkadir, Abdulaziz, Abdulkerim, Abdulfettah vb. isimler.

Hz. Allah’a (Azze ve Celle) has olan isimler çocuklara isim olarak verilmez. Mesela El-Aziz, El-Kerim, El-Metin, El-Hadi vb.

Ancak Kur'an’da geçen ve Hz. Allah (c.c.)’a ait sıfatlar isim olarak verilebilir. Mesela; Kerim, Gaffar, Metin, Halim, Kadir, Aziz vb. gibi. Bunların birisi ile çocuklarımıza isim vermek caizdir.

Ancak bu isimlerin başına bir “Abd” kelimesi ilave edilmesi ise daha güzel bir davranış olur. “Abd” kelimesini ilave edilmesi halinde “Gaffar”, Abdulgaffar olur, Aziz; Abdülaziz olur ki bu takdirde Gaffar’ın kulu, Aziz’in kulu demiş olacağımızdan güzel bir mana ortaya çıkmış olacaktır. Hemen ifade edeyim ki bu durum mecburi olmasa da güzel bir hassasiyettir.

Kur’an’da geçen bir kelimeyi anlamını bilmeden isim olarak koymak ise çok yanlış.

Şimdi birçok kişi çocuğuna İrem adını veriyor. Gerekçesi hazır, İrem Kur’an’da geçiyor. Geçiyor da iyi bir şey demek değil ki. Fecr suresi 7. ayet-i kerimede; “Ülkeler içinde benzeri yaratılmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e;” diye geçiyor. Ad kavmi kötü bir kavim. İrem de onların yurtları veya kabilenin adı olabilir.

Bu İrem Allah’ın lanetlediği ve helak ettiği bir toplumla ilgili bir isim. Kur’an’da geçiyor diye evladımıza isim veremeyiz.

Başka birileri Kur’an’da var diye; “Ecrin” adını veriyor. Kur’an’da var olduğu söylenen Ecrin kelimesi cümledeki durumuna göre Ecren, Ecrin, Ecrun olabiliyor. “Ecir” sevap demek. Bunun isimle hiç ama hiçbir alakası yok.

Bir başkaları Kur’an’da geçiyor diye; “Aleyna” adını veriyor. Kur'an'da geçen “Aleyna” isim değildir. Sadece yer aldığı cümlenin içinde üzerimize manası katan bir kelimedir. Yasin suresi 17. ayet-i kerimede geçen  (Vema aleyna) “bizim üzerimize, tebliğden başka bir görev yoktur.” Anlamındaki ayet-i kerimeden; “üzerimize” anlamındaki (Aleyna)'yi cümle içindeki yerinden çekip birine isim olarak vermek doğru bir davranış değildir.

Kur’an’da Karun da geçiyor, Firavun da geçiyor, İblis de geçiyor. Şimdi Kur’an’da geçiyor diye çocuğumuzun adını Karun mu koyacağız? Firavun mu koyacağız? Hayır. Kur’an’da olan her şeyin çoluk çocuğa isim olarak verilmesi caiz değildir. Bunları mutlaka erbabına danışmak ve sormak zorundayız.

İsimler gökten iner. İsmin şahsın üzerinde etkisi görülmektedir. Bundan dolayı da isimler hususunda titizlik göstermek zorundayız.

Tirmizi’de yer alan "Allah, verdiği nimetin izinin kulu üzerinde görül­mesinden hoşnut olur." hadis-i şerifte sahip olduğumuz İslam nimetlerinin izinin, çocuklarımıza koyacağımız adlara da yansımasının gereğine ve güzelli­ğine işaret etmektedir.

Çocuklarımıza güzel isimler vermek anne ve babalara düşen güzel ve kutlu bir görevdir.

Konumuza Hücurat suresi 11. ayet-i kerime ile son vermek istiyorum: "İman ettikten sonra kötü ad (ve nam) sahibi olmak ne çirkindir." 

Selam ve dua ile…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Güneysu'da devrilen vincin altında kalan işçi öldü
Güneysu'da devrilen vincin altında kalan işçi öldü
Çaykur'da tasarruf dönemi başladı
Çaykur'da tasarruf dönemi başladı