KUR’AN’IN TİSKİNDİĞİ HELÂL: BOŞANMA
Ramazan TOPCAN

KUR’AN’IN TİSKİNDİĞİ HELÂL: BOŞANMA

Aile, yeryüzünün en eski sosyal kurumlarından biridir. İnsanlık tarihi kadar eskidir. Aile; sosyal hayatın âdeta bir minyatürüdür. Aileyi büyütürseniz toplum meydana gelir. Toplumu küçültürseniz o zaman da aile meydana gelir.
Ailenin burada sayılamayacak kadar vazifesi vardır. Neslin devamından tutun da fertler arasında psikolojik ve sosyal güven sağlamaya, insanların mutlu ve huzurlu olmaları, içtimai hayatın sağlam bir temel üzerine oturtturulması, dinî ve kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına pek çok vazife deruhte etmektedir.
Sosyal hayatın oluşumunda ailenin inkâr edilemez çok önemli fonksiyonu vardır.
Bu yüzden olsa gerek İslâm hukukunda kadın ile erkeğin birlikte yaşamasının sosyal, kültürel ve hukukî çerçevesini belirleyen evlilik sözleşmesi ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Hukuk ifadesini kullandım, zira arkasında hukuk olmayan hiçbir anlaşma geçerli değildir. 
Kur’an-ı Kerim, kadın ile erkeğin beraberliği konusunda birçok emredici ve düzenleyici temel ilkeler ortaya koyuştur. İslâm hukukunda evlilik sözleşmesi hukukî bir işlem, bir akittir. Aynı zamanda evlilik, bir ibadettir. Evlilik hayatı, Yüce Dinimiz tarafından ibadet olarak değerlendirilmiştir. Buradan şunu ifade edebiliri ki evlilik, hukukî olduğu kadar dinî sonuçları da olan bir akittir.
İslâm hukukunda evlenme hükümleri; “nikâh”, boşanma hükümleri ise; “talak” başlığında ele alınmıştır. 
Sözlükte iki kişinin birbirinden ayrılması manasına gelen talak, İslâm hukuk terimi olarak ise evlilik bağının çözülmesiyle eşlerin birbirinden ayrılmalarını ifade eder. 
Talak ifadesi:
Hem kocanın tek taraflı irade beyanıyla yaptığı boşamayı (talak), 
Hem bir bedel karşılığında anlaşarak meydana gelen boşanmayı (muhalaa) 
Hem hâkim kararıyla meydana gelen boşanmayı (tefrik)
Hem de boşama hakkının kadına da verilmesini (tefviz-i talak) ihtiva eden geniş anlamlı bir kelimedir. 
Hemen burada bir kere daha vurgulamak isterim ki Kur’an-ı Kerim, evlilik birliğinin sürdürülmesi için özellikle Müslümanların dinî hassasiyetlerine dikkat çekilmektedir. Bu kapsamda Kur’an-ı Kerim, iffete, güzelliğe, iyiliğe, ihsana, takvaya, Allah’ın hudutlarına riayet etmeye, Allah’a ve ahirete imana daima vurgu yapar. Aile müessesesinde hem erkeklerin hem de kadınların fedakârlık yapmaları gerektiği belirtir. Akl-ı selim de bunu emr eder. Ailede büyüklerin tecrübeleri yol belirleyici, yol göstericidir. Bu konuda mutlu olarak yıllara sâri beraberlik sürmüş aileler örnek teşkil etmektedir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim, hem erkek hem de kadınları karı koca arasındaki problemlerin çözümünden sorumlu tutar. Âdete yanan bu yangını söndürmeye çağırır. O kadar ki burada yalanı bile mubah kabul eder. Dahası siz, söyleyeceğiniz bir yalanla ailenin ateşini söndüreceğini bildiğiniz halde bundan imtina ederseniz Rabbimiz katında sorumlu tutulursunuz. Yüce Dinimizin bu hükmü bile Dinimizde ailenin ne denli önemi haiz bir kurum olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Bütün bunlara rağmen çözüm bulunamazsa, imkânlar tükenmiş ise o zaman da ayrılma en son çare olarak mubah görülür.
Yüce Dinimiz İslam, evliliği emretmiş, Nur suresi 32. ayet-i kerimede bekârların evlendirilmesini, evlilik önündeki manilerin giderilmesini, fakirlik korkusuyla evlenmek istemeyenleri ise fazl-ı keremiyle Yüce Rabbimizin zengin kılacağını, Rum suresi 21. ayet-i kerimede, eşlerin birbirleriyle huzur bulmaları için nikâh vasıtası ile eşler arasına sevgi ve merhamet koyduğunu bildirmiştir. 
Bakara suresi 187. ayet-i kerimede ise: “Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz” Buyurarak evlenmenin ve aile yuvası kurmanın ne denli önem taşıdığı konusunu dikkatlerimize sunmuştur.
Nikâh akdi ile kurulan, besmele duası ile temeli atılan yuvalarda huzur ve güven esastır. Ancak buna rağmen bazen, eşler arasında istenmeyen hadiseler cereyan edebilir, bazı anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Bu gayet tabiidir. Olmazsa burada bir anormallik söz konusudur. 
Mesela şu etrafımızdaki tabiata bir bakar mısınız? Bazen yağmurlu, bazen güneşli, bazen kar, bazen bora, bazen deprem, bazen gök gürültüsü. Şimdi gök gürültü oldu diye bu dünyanın sonu mudur? Deprem oldu diye bu dünyanın sonu mudur? Hayır, değildir. Hep biliriz ki bütün bu saydıklarım arızi şeylerdir. Geldi geçti şeylerdir. Bunlar geçer, güneş kaldığı yerden başını gösterir. Aslına bakılırsa aile hayatı da tıpkı dünyamız gibidir. 
Ben, şimdi size desem ki: “Arkadaşlar! Ben her akşam eşimle, çoluk çocuklarımla sarmaş dolaş akşam sabahlara kadar sarılıp sarılıp ağlarız” Bunu kimseler kabul etmez. Tersi: “ Biz birbirlerimize sarılır sabahlara kadar der güleriz” Buna da kimseler inanmaz. Bazen öyle, bazen de böyle olacak ki dünyamızdan tat alalım. Aslına bakarsanız aile hayatı da böyledir. Bazen öyle, bazen böyle olmak zorunda. Her patırtıda, her itişip kalkışmada: “ Tamam, buraya kadardı, bitti” Diyerek boşanma yolarını aramaktansa bu: “Bu yaşadıklarımız arızi şeylerdir, gelip geçicidir” Diyerek hayata bakabilirsek mutlu olacağız. Yeter ki kendimize, karşımızdakine fırsat verelim. Bu ve benzeri durumlarda karı koca olarak birbirlerimizi iyi dinleyelim. Birbirimizle iyi iletişim kuralım. Karşılıklı hak ve hukukumuza saygı duyalım. Birbirlerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirelim. Kur’an ve sünnetin hayatımıza getirdiği sevgi, saygı ve hoşgörü prensipleri doğrultusunda aile içi problemlerimizi çözmeye çalışalım. Hayatın bütün sıkıntı ve problemlerini, el ele verip, fedakârlıkla çözmeye çalışmalım. Bu da yeterli olmazsa aile büyüklerimizden, akl-ı selim kişilerden destek alalım.
Bütün bunlar yapıldıktan sonra evlilikten beklenen dünyevi ve uhrevi faydalar ortadan kalkar da; şiddetli geçimsizlik, huzursuzluk baş gösterir, meydana gelen bu nefret, kin vb. olayların ardı arkası kesilmezse, kadınla erkeğin bir arada yaşaması imkânsız hale gelirse, bu durumda boşanma bir çıkar yoldur. Tekrar ediyorum; bu en son çaredir. İş buralara taşınmadan önü alınmalıdır. Karşılıklı anlayış, sabır, vefa, zaman her şeyin ilacı olduğu asla unutulmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Allah katında en sevimsiz helal, boşanmadır.” Buyurarak boşanmanın ne denli kötü bir davranış olduğunu bildirmiştir.
Boşanma, bir çare olmamalıdır. Zira boşanma karşılıklı psikolojik sorunlar ortaya çıkarır. Boşanma, maddi ve manevi yıkımlara sebeptir. Boşanma, ailenin dağılması, çocukların yetim, sahipsiz kalması, içtimai hayatta ise toplum yapısının derinden sarsılmasıdır. Burada sadece karı koca olarak eşler zarar görmüyor, çocuklar da yaralanıyor. Toplum düzeni, ahlak anlayışımız bozuluyor.
Hiç şüphe yok ki günümüz dünyasında her geçen gün boşanma olaylarında büyük bir artış yaşanmaktadır. Bunun altındaki en önemli neden; insanın maneviyattan uzaklaşması, Allah ve Resulünün hayat düsturlarından, emir ve yasaklarından yüz çevirmesidir. 
Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR