TOPLUMDA KISKANÇLIK VE ÇEKEMEZLİK HASTALIK OLDU
B.Ali KAVALCI

TOPLUMDA KISKANÇLIK VE ÇEKEMEZLİK HASTALIK OLDU

Haset ve kıskançlık; “Bir kimsenin, sahip olduğu mevki, şan, şöhret, sıhhat gibi manevi mal, mülk gibi maddi nimetlerini çekememek… Bunlardan rahatsız olmak ve o kişinin elinden bütün bunların gitmesini istemektir.” manasına gelir. Başkasının, kendinden üstün olan her şeyini kıskanan, yani ondaki üstünlüğün, yalnız kendinde olmasını isteyen insana, kıskanç denir. Bu hâl, insanlığın en kötü huylarından biridir. Kıskanç insan, ömrü boyunca rahatsız insandır. Böyle insanlar, kendinden aşağı olan insanı görmez de, kendinden yüksek ve varlıklı insanın her şeyini görür ve onu kıskanır.

Kıskanç insan, Allahü telanın kendisine verdiği şeylere razı olmayan insan demektir. Allahü telanın verdiğine razı olmayan insandan Allahü tela da razı olmaz. Allah telanın bir insandan razı olmaması ise, felâketlerin en büyüğüdür. Artık o insan, dünyada da, ahirette de hüsran içindedir. Yani zarardadır. Bunun için, kendisinde kıskançlık ve haset duygusu olduğunu görenler yavaş yavaş bu huylarından sıyrılmalıdır. Bu mümkündür. İnsanlar, kendilerini istedikleri kadar ıslah edebilir. Kıskançlıktan kurtulanlar rahat ve huzura kavuşur.

Bu iş, zenginlik ve fakirlik işi değildir. Bu iş, kalbin zenginliği ve fakirliği işidir. Nice fakirler var-dır ki, bir lokma ekmeği kazandığı zaman, Allahü telaya şükreder ve zenginlerin hâlini düşünmez bile. Nice zenginler de vardır ki, milyonlarına daha birkaç milyon ekleyemediği için üzüntü için-dedir. Kıskanç insan, başka bir insanın kendinden iyi giyinmesini, iyi yaşamasını hazmedemez. Yani onun boyunu, posunu, güzelliğini, çalışkanlığını, başarısını kıskanır. Daha kötüsü, onun başına gelen fenalıklara sevinir. İşte bu hâl, kıskançlığın en kötü derecesidir. Böyle insandan Allahü telanın yardımı kesilebilir. Daha da mahrum olurlar. İyi kalpli ve herkesin iyiliğini isteyen insan, Allahü telanın himayesinde demektir. Peygamberimiz “s.a.s” bir hadisi şerifte buyuruyor ki: “Bir Müslüman, kendisine istediği bir iyiliği, başka bir Müslüman için istemezse ve bir Müslü-man, kendisine gelecek bir kötülüğü, istemediği hâlde, o kötülüğü başka bir Müslüman için isterse, onun imanı tam değildir.” Yani, Peygamberimiz yalnız kendisini düşünenleri be-ğenmiyor. Başka Müslümanları düşünenleri beğeniyor ve öyle yapmalarını istiyor. (Kaynak: Saadeti Ebedîye) Gazetecilik, yazarlık ve yöneticilik mesleğimde 30 yılımı doldurdum. Önemli sayılan bu yıllar boyunca kimseyi haset etmemeye azamı gayret gösterdi. Herkesin iş aş sahibi olması için kendi çapımda gayret gösterdi. Çevremdeki insanlar çok iyi bilirler ki, her şartta alan el değil, daima veren el oldum. Çalışmalarımda maddi değil, hep manevi noktadan yaklaştım. Böyle olmaya ve böyle yaklaşmaya son nefesime kadar devam edeceğim. Çünkü ben insanlarda hiçbir şey beklemedim ve istemedim. Hep yardımı ve isteklerimi Allah(c.c) dan istedim. Ve çok şükür istediklerimde rabbim bana hiçbir şeyin eksikliğini çektirmedi, fazlasında istemediğim için nasıp etmedi. Fakat insan insana her zaman muhtaçtır buyurmuş atalarımız. Bu yıllar içerisinde ki tüm çalışmalarımda büyüklerim bana her zaman vesile oldular, destek oldular. Bugün idareci olarak görev yaptığım kulüpte çalışmalarımda kulübümüzün YK Başkanı gibi değerli büyüğüm ve geçmiş görevlerimdeki büyüklerim hep destek oldular. Olmaya da devam ediyorlar. Dua ettiler, bende onlara hep duacı oldum. Fakat gazetecilik mesleğinin şanından mıdır, nedir bilemiyorum. İlk göreve başladığım günden, bugün dahi halen gazetecilik ve yöneticilik mesleğimde devamlı bana karşı haset ve kıskançlık duyanlar mevcuttur. Ama inanıyorum ki, onlarda biliyorlar ki, haset eden değil, daima haset edilen kazanan kışıdır. Allah-ü Teâlâ hepimizi hasetçilikten (kıskançlık) hastalığından muhafaza eylesin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Güneysu'da devrilen vincin altında kalan işçi öldü
Güneysu'da devrilen vincin altında kalan işçi öldü
Çaykur'da tasarruf dönemi başladı
Çaykur'da tasarruf dönemi başladı