Advert

Advert
Advert

Advert
İNSANI CENNETLE BULUŞTURAN ERDEM: DOĞRULUK
Ramazan TOPCAN

İNSANI CENNETLE BULUŞTURAN ERDEM: DOĞRULUK

İslâm inancının ortaya koymuş olduğu dünya görüşünün temeli şüphesiz tevhit inancıdır. Bu yüzden İslâm Dini, gücünü tevhid yasalarından alan, bütün hayatı ve insanları kuşatan mükemmel bir ahlâk sistemi getirmiştir. Ana çizgileri Kur’an-ı Hâkim ve Sünnet Nebevî tarafından belirlenmiştir. Bu sistemin iki temel unsuru vardır. Bunlardan birincisi yüksek değerlere tam olarak inanmak, ikincisi de, inanılan değerleri doğru biçimde uygulamaktır. 
Hayatın hemen bütün alanlarında aranan ve uygulanması gereken en önemli değerlerden biri de doğruluktur. Din ve dünya işlerinin tamamında doğru olmak ise, İslam'a bağlı kalmakla mümkündür.
Ümmetin elinde bulunan temel kaynaklarda doğruluk kavramı çeşitli kelimelerle ifade edilmiştir. Ancak bunlardan en yaygın ve meşhur olanları; ‘’sıdk’’ ve ‘’istikamet’’ kavramlarıdır. Bu iki kavram; " doğru, düzgün ve güzel davranıp kıvama ermek, dürüst ve temiz kalpli olmak, dinin doğruluk ve değer ölçülerine uygun şekilde davranmak’’ gibi anlamlara gelmektedir. 
Bunun içindir ki, insanı düşünce, söz ve davranışlarda hak ölçüsünü aşmamaya, söylenen söze yalan, yapılan işe de hile katmamaya sevk eden meleke, doğruluktur. Ayrıca doğruluk, hem Allah'ın (c.c.) sıfatlarının en büyüklerinden hem de Hz. Peygamberlerin ve Mü’minlerin en önemli özelliklerinden biridir. Bunun için, İslamî ve insanî hayatın tek ölçüsü ve güvencesi doğruluktur. Hayatı İslam'a uygun şekilde yaşamak ve kulluk yolunda yürümenin diğer adıdır doğruluk.
Doğruluğun zıddı yalancılıktır. Yalancılığın dayandığı temel ilke ise, zulümdür. Zulüm, haktan ve doğruluktan sapmak, adalete aykırı davranıp haksızlık yapmaktır. Zülüm, dünyada mazlumu, ahirette de zalimi yakan bir ateştir. Zalimden adalet ve dürüstlük beklemek de, zulmün devamını istemek demektir. Şu halde Mü’min, Allah'ın (c.c.) buyurduğu gibi dosdoğru olmalı, Allah'la ( c.c.) ve diğer insanlarla olan ilişkilerinde doğruluktan ayrılmamalı, yalancılara da iltifat etmemelidir. Zira Müslüman'ın İslam'a düşman olanlara şirin görünme gibi bir zorunluluğu asla yoktur ve de olmamalıdır da. Tam aksine insanın, doğru ve gerçek bir Müslüman olma sorumluluğu vardır. Eğer İslamî hayattan ve doğru Müslüman'ların varlığından rahatsız olanlar varsa bu onların sorunudur. Şunu da belirteyim ki, sadece fikrin ve inancın doğru olması yetmez; ayrıca doğru inanç ve düşüncenin pratiğe yansıması ve yürürlüğe konulması da gerekir. İşte doğruluk, inancın kişiliğe mal edilip edilmediğinin ve ruh gıdası haline gelip gelmediğinin en iyi mihenk taşıdır.
İnsan onurunun korunup kollanması ve sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez değerlerden biri olan doğruluk, hedefe ulaşmanın en kısa ve en emin yoludur. Bunun içindir ki Kur’an-ı Kerim, insanı gerçek hedefe götüren, mutluluk ve saadet bahşeden yola; ‘’ sıratı müstakim’’ dosdoğru yol ismini vermiştir. Bu yol, vahye muhatap olan, onun rehberliğinde insanları eğiten enbiyanın yoludur. Hayatı doğru yaşayıp Allah'ın (c.c.) rızasını kazanmış önder ve örnek kişilerin yoludur. Mutlu ve güvenli bir hayat için örnek ve önder şahsiyetlere ihtiyaç vardır. Hedefe ulaşmak için büyüklerin yolu takip edilmelidir.
Doğru olmak, doğruluk üzere sebat etmek ifade edildiği kadar kolay bir şey değildir. Hele hele 21. asırda daha da zordur. Zor bir hayatı yüklenmiş olan insanın en çileli işi; istikametini sürdürmektir. Bunun için Peygamber (s.a.v.) Efendimiz; "sana emr edildiği gibi dosdoğru ol." anlamındaki ayet-i kerimenin kendisini ihtiyarlattığından söz etmiştir. Yine Efendimiz (s.a.v.) kendisinden insanı hedefe ulaştıran en kısa ve emin yolun hangi yol olduğunu soran kişiye; "Allah'a inandım de sonra da doğru ol(maya devam et)." Buyurmuşlardır.
Yüce Allah (c.c.) da bu sıfatla bezenen kullarının cennete gireceklerini ve orada ikram göreceklerini Fussilet suresi 31. ayet-i kerimede şöyle müjdeler: "Rabbimiz Allah'tır diyen ve sebatla doğru yolu izleyenlere gelince, onların üzerlerine sık sık melekler iner ve şöyle derler: Korkmayın ve üzülmeyin, işte alın size vaad edilmiş cennet müjdesini! Biz bu dünya hayatında sizin dostunuzuz, öteki dünyada da dostunuz olacağız; orada canınızın çektiği her şeye sahip olacak ve istediğiniz her şeye kavuşacaksınız."
Burada Allah'ı Rabb bilip doğru hareket etmenin hangi anlama geldiğine açıklık getiren bazı önemli görüşlere de yer vermek isterim. 
Hz. Ebu bekir’e (r.a.) göre cennete girecekleri ve ikrama erecekleri belirtilen kişiler; " Allah'ın varlığını, birliğini ve Rabliğini kabul edip şirke düşmeyenler, O'ndan başka bir ilaha kulluk etmeyenlerdir." Der.
Hz. Ömer’e (r.a.) göre; " doğruluktan şaşmadan Allah'a itaat yolunda ilerleyenler, tilkiler gibi hilekârlığa sapmayanlardır." Der.
Hz. Osman'a (r.a.) göre; "iman değerine erip ihlâsla amel edenlerdir." Der.
Hz. Ali'ye (r.a.) göre de; "farzları yerine getirenlerdir." Der.
İkrim'e ve Mücahid' gibi devrin en büyük âlimlerine göre ise bunlar; "ölünceye kadar lâ ilâhe illallah ilkesine bağlı kalanlardır." Der.
Sonuç olarak şunu söylemek isterim: doğruluk, Kur’an ve sünnetin vazgeçilmez kaidelerinden, Mü’minlerin de en önemli özelliklerinden biridir. 
Selam ve dua ile…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları ivedilikle
Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları ivedilikle
Çayeli'nde kestiği ağacın altında kalan kişi öldü
Çayeli'nde kestiği ağacın altında kalan kişi öldü