GELENEĞİMİZDE SÜNNET TÖRENLERİ
Ramazan TOPCAN

GELENEĞİMİZDE SÜNNET TÖRENLERİ

Sünnet olma; tarihin başlangıcından beri insanların bilip, yapa geldikleri eski bir uygulamadır. Müslümanlar arasında erkek çocukların sünnet edilmesi (hıtan) geleneğinin ise Hazret-i İbrahim [Aleyhisselam] ile başladığı bilinmektedir. Hazret-i İbrahim’in [Aleyhisselam] yüce Allah’ın emriyle ilk sünnet olan kimse olarak bilinmesi sünnet olma işinin ne kadar eski bir uygulama olduğunu ortaya koymaktadır.
Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin dünyaya teşrif eylediği (571) yıllarında Mekke’de yaşayan Hanifler arasında sünnet geleneği biliniyor ve icra ediliyordu. Ancak bilindiği gibi, Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz sünnetli doğmuş olduğundan mübarek bedenleri üzerinde her hangi bir uygulama icra edilmemiştir. Günümüzde nadir de olsa, peygamber sünnetli diye ifade edilen sünnetli doğan çocuklara rastlanmaktadır.
Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz, her iki torunu Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin Efendilerimizi mübarek elleriyle sünnet ettiği hadis kaynakları tarafından haber veriliyor ve bu konuda şöyle buyurduğu da bildiriliyor:
Hazret-i Ebu Hüreyre [Radıyallahu Anh] ’den rivayet edildiğine göre Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Şu beş şey fıtrat gereğidir; Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını temizlemek, bıyıkları kırpmak.” 
Yine Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz bir diğer hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmaktadır: “Dört şey var ki, bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir; Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.” 
Sünnet olmak hem dinin ve hem dindarlığın şiarıdır. Bizim millî geleneğimizde bu husus bir adım daha ileri giderek, aynı zamanda Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimize ümmet olmanın da bir alameti ve nişanesi sayılmıştır. İslam âlimleri iman edip Müslüman olan biri, İslam’dan önceki adetlere uyarak tıraş etmeyip bıraktığı kılları kesmesi, İslam’a göre kendine çeki düzen vermesi ve sünnet olması vaciptir demişlerdir. Çünkü bu hususta Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin sarih emirleri vardır.

SÜNNET DÜĞÜNÜ
Müslüman ülkelerinde bütün erkek çocuklar, ergenlik çağına girmeden önce bir düğün havası içinde sünnet olurlar. Bu bakımdan sünnet olmaya halk arasında yaygın olarak Sünnet düğünü denir olmuş.
Sünnet için düğün tertip etmek, gelenlere ziyafet vermek müstehaptır. Sünnet düğünleri Osmanlı’nın ilk dönemlerinden itibaren bizde bir örf haline gelmiş ve bu güzel uygulama hala devam etmektedir. 
Bütün bu yaşananlar şunu göstermiştir ki yüzyıllardan beri Müslümanlar çocuklarının sünnet düğünlerine ayrı bir önem vermiş ve bunu genellikle ailede birinci mürüvvet olarak kabul etmişlerdir. 
Sünnete karar verilince herkes durumuna göre hazırlıklara başlar. Sandıktan işlemeli yatak takımları çıkarılır, oda takımlarının yüzleri yenilenir, kaplar kalaylanır, çocuğun yatağı süslenir, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim başucuna asılırdı. 
Sünnetten önce veya sonra Kur’an-ı Kerim ve mevlit okunurdu. Sünnet çocuğu el öptükten sonra bazı yerlerde kirve denilen, ailenin çok sevdiği bir şahıs tarafından sıkıca tutulurdu. Mesleğinde usta, eli çabuk sünnetçi, hep bir ağızdan getirilen bayram tekbirleri arasında sünnet ediverirdi. Hemen süslü yatağa yatırılan çocuğa (Maşallah, barekallah) diye, hayır dua edilirdi. Misafirlere şerbet, şekerleme ve benzeri ikramlarda bulunulurdu. Bundan sonra misafirler sırayla çocuğun yatağının yanına gelirler, hediyeler verip ayrılırlardı.
Durumu müsait olan aileler fakir çocukları da tespit edip, onları da sünnet ettirirlerdi. Bugün belediyelerimiz başta olmak üzere hayır kurumları, toplu sünnet düğünleriyle bu geleneği devam ettirmektedirler.
Ancak bütün bunları yaparken şunu asla unutmamalıyız. Dünyamızda her gün milyonlarca insanın acından öldüğü bir zaman diliminde fütursuz yapılan harcamaların bırakın din ile insanlıkla alakası olamaz. Elbette sevincimizi eş ve dostlarımızla paylaşacağız. Meşru daire içerisinde eğleneceğiz. Bütün bunları yaparken hep ölçülü davranmaya özen göstermeliyiz. Zira Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “İşlerin en hayırlıları orta yollu olanlardır.”
SÜNNET TEMİZLİKTİR: 
Sünnet olayının tıp ilminin ilerlemesiyle önemi daha iyi anlaşılır olmuştur. Tıp açısından bakıldığı zaman, sünnetin bir temizlik işlemi ve sağlık için bir hijyen tedbiri olduğu görülür.
Erkeklerin sünnet olmadığı toplumlarda rahim hastalıkları oranı, sünnet olan toplumlara göre çok daha fazladır. Sünnet ameliyesinin sağlık açısından sağladığı yararlar yanında belki de en önemli hususu ibadetler sahasında kendisini göstermektedir. Zira temizlik ibadetlerin sıhhati için öncül bir şarttır. Bu şart gerçekleşmediği zaman, bazı ibadetlerin selametinden söz etmek mümkün değildir.
SÜNNET OLMADA YAŞ SINIRI:
Sünnet olmanın yaşı için bir sınır yoktur, ileri yaşlarda da yapılabilir. Sünnetin hangi yaşlarda yapılacağına dair İslam ümmetinin üzerinde ittifak ettiği bir görüş yoktur.
Bölgelere göre yedi günlükten on dört yaşına kadar değişmektedir. Çocukların buluğa ermeden sünnet ettirilmeleri ise anne ve babaların bir vazifesidir. Zira Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimiz torunları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin Efendilerimizi doğumlarının yedinci gününde sünnet ettirmişti.
Selam ve dua ile…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
RİZE’DE BÜYÜK DEĞİŞİM
RİZE’DE BÜYÜK DEĞİŞİM
STK’LARDAN BAŞKAN ALİM’E TEBRİK ZİYARET
STK’LARDAN BAŞKAN ALİM’E TEBRİK ZİYARET