Fert ve Toplum İçin Vaz Geçilmez Ahlakı Bir Değer Vefakarlik
Ramazan TOPCAN

Fert ve Toplum İçin Vaz Geçilmez Ahlakı Bir Değer Vefakarlik

FERT VE TOPLUM İÇİN VAZGEÇİLMEZ AHLÂKÎ BİR DEĞER; VEFAKÂRLIK

Sözlükte; "bir şeyi yerine getirmek, sözünde durmak" vb. gibi anlamlara gelen vefa, ahlâkî bir terim olarak, iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle veya daha fazlasıyla karşılık verme anlamlarında ahlâkî bir kavramdır. 
Vefakâr insan ise yukarda saymaya çalıştığım güzel davranış sahibi kişilere verilen bir sıfattır. İnsan, dünyada beraber yaşadığı eş, dost, komşu ve arkadaşlarına vefalı olması gerektiği gibi sayısız nimetlerle dünya ve içerisinde bulunanları emrine amade kılan Rabbine karşı da vefalı olmalıdır. Belki şöyle söylemek daha isabetli olacaktır; insan evvela Rabbine vefalı olmalıdır. Zira Rabbine vefalı olmayan insanlara da vefalı olamaz. Evet, vefanın en büyüğü, Rabbimize ve ihsan ettiği nimetlerine gösterilmelidir.
Burada akla şöyle bir şey gelebilir. Rabbimize vefalı olmak ne demektir? Rabbimize vefalı olmak, her şeyden önce insanın Yüce Mevla’sını tanıması, verdiği nimetlerin kıymetini bilmesi ve O'na karşı kulluk görevlerini yerine getirmesidir. Mutlak bir teslimiyet içerisinde; ”işittik itaat eyledik” bilincinde olmalıdır.
Vefalı olmak bir Mü’min için ne kadar güzel bir davranış ise nimete ve nimetlerin gerçek sahibi Mevla’ya karşı kadir kıymet bilmemezlik olan nankörlük de o oranda lanetlenmiş ve yasaklanmıştır.
Takdir edersiniz ki en büyük nankörlük de kulun Rabbini inkâr etmesidir. O'nun yüceliğini tanımaması ve O’na başkaldırı hareketlerde bulunması olsa gerek.
Hiç şüphe yok ki insan; sabretmek, iyi geçinmek, sır saklamak, saygılı olmak, az konuşmak, kanaat etmek, israf etmemek, kin tutmamak, iftira etmemek, kalb kırmamak, sinirlenmemek, lânet etmemek ve mütevazı olmak gibi güzel davranışlarını imanından alır. İnsanı güzelleştiren asıl şey; imandır. Vefa başta olmak üzere bütün güzel huy ve davranışlarımızın hemen hepsi imanın meyveleridir.
İnsan, iman etmekle ruhlar âleminde Yüce Rabbimizin; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sualine karşılık; "Evet" diye cevap vererek yaptığı ikrarına bağlı kalmanın adıdır; vefa. 
Vefa; toplumsal hayatta sevgi, saygı ve sadakatin kaynağı, ailevî ve toplumsal huzur ve güvenin ise vazgeçilmez temel unsurudur.
Vefa, insanın değer ve faziletini artıran, ahlâkını güzelleştiren manevî bir özelliktir. Vefalı olmak, Müslümanın en belirgin ve ayırıcı vasıflarından biridir. Vefalı olmak, unutmamaktır.
Vefakârlık, Müslüman olmanın bir gereğidir.
Vefakârlık, Allah'a [Azze ve Celle] ve Resulüne [s.a.v.] teslimiyetin nişanesidir.
Vefakârlık, peygamberlerin en bariz özelliklerinden biridir. Zira Hz. Âdem’den  [a.s.]  Hz. Peygamber [s.a.v.] Efendimize istisnasız bütün peygamberler, Allah’a [Azze ve Celle]  ve Resulüne [s.a.v.] olduğu kadar tüm varlığa karşı da son derece vefalı davranan mümtaz şahsiyetlerdir. Nitekim Kur'an-ı Kerimde, Allah elçilerinin o eşsiz vefakârlıklarından bahsedilir. Ben konum ile ilgili bir misal arz etmek istiyorum. Mesela Necm suresi 37 ayet-i kerimede; ağır imtihanlara tabi tutulan, ancak karşılaştığı tüm zorluklara rağmen Allah'a Azze ve Celle] teslimiyetinde bir eksilme meydana gelmeyen Hz. İbrahim [a.s.]'dan; "çok vefakâr olan İbrahim" diye söz edilir. 
Vefanın en güzel örneklerini Efendimizde [s.a.v.] görmekteyiz. Zira O’nun hayatı baştan sona vefanın zirvesini teşkil eden en güzel örneklerle doludur. Efendimiz [s.a.v.] kendisine yapılan küçük büyük hiç bir iyiliği unutmaz, iyiliği dokunan herkese karşı gönlünde hep vefa duygusuyla yaşamıştır.
Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, daha doğmadan yitirdiği babasını ve çok küçük yaşta kaybettiği annesini hiç unutmamış, onların yokluğunu her zaman yüreğinde hissetmiştir. Anne babasına karşı vefakâr bir evlat olduğunu her fırsatta göstermiştir. Medine-i Münevvere’de Adiy b. Neccâr oğullarının evlerini görünce anne babasının hatıraları gözünde canlanmış ve "İşte annemle beraber burada konakladık, babam Abdullah'ın kabri şuradadır" diyerek hüzünlenmiştir. 
Yine Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, Hudeybiye umresi için Mekke-i Mükerreme’ye giderken Ebva Köyüne uğramış ve annesinin kabrini ziyaret etmiştir. Kabri eliyle düzelten Hz. Peygamber [s.a.v.], annesinin kendisine olan şefkat ve merhametini hatırlayıp ağlamıştır. 
Bu kadarla da kalmaz Efendimiz [s.a.v.], yetişip büyümesinde emeği geçen kadınlara da annesinin şahsında son derece vefakâr davranmış, onlara en güzel saygı ve hürmeti göstermiştir. Peygamberimiz [s.a.v.], doğduğunda kendisini bir hafta kadar emzirmiş olan amcası Ebu Leheb'in cariyesi Hz. Süveybe'ye ve sütannesi Hz. Halime Hatun'a hayatı boyunca çok saygı göstermiş,  iyilik ve ihsanlarda bulunmuştur. 
Yine Efendimiz [s.a.v.], ilk eşi Hz. Hatice [r.anha] Validemize ömrünün sonuna kadar hep vefa göstermiş, onu daima sevgiyle ve saygıyla yâd etmiştir. Zira Hz. Hatice [r.anha] Validemiz, İslam'a davete başladığında Peygamber [s.a.v.] Efendimize ilk defa o inanmış, hayatının en zor dönemlerinde kendisine maddî ve manevî her yönden destek olmuştur. 
Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, bu vefakâr eşini vefatından sonra hiç unutmamıştır. Hz. Aişe [r.anha] Validemizin anlattığına göre Peygamberimiz [s.a.v.], Hz. Hatice [r.anha]Validemizden çok bahseder; "Hatice şöyleydi, Hatice böyleydi. Üstelik benim ondan çocuklarım var, derdi." 
Vefakârlık fert ve toplum için vazgeçilmez ahlâkî bir değer olduğunu bir kere daha hatırlamış olduk. Son olarak siz okuyucu kardeşlerimden gönüllerimize vefa duygusunu yerleştirmemizi, herkese karşı son derece kadirşinas ve vefakâr olmalı olduğumuzu bir kere daha hatırlatmış oldum.
Selam ve dualarla…
Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Rize Belediyesi'nden ABD menşeili ürünlere boykot
Rize Belediyesi'nden ABD menşeili ürünlere boykot
RİZE BELEDİYESİ’NDEN ANLAMLI ÇEVRE HAREKATI
RİZE BELEDİYESİ’NDEN ANLAMLI ÇEVRE HAREKATI