HERKES İŞ BAŞINA
Ramazan TOPCAN

HERKES İŞ BAŞINA

Hayatımızı kaliteli bir şekilde devam ettirebilmek için eğitim ve öğretim, vaz geçilmez, olmazsa olmazlarımızdandır. İnsan, Peygamber [s.a.v.] Efendimizin hadis-i şeriflerinde beyan ettiği üzere; beşikten mezara kadar ilim tahsil etmelidir. Zira Dinimiz, âlimlere çok büyük ehemmiyet vermiştir. Öyle ki âlimler, peygamberlerin varisleri olarak görülmüştür. 
21. asrın son çeyreğinde bulunduğumuz bir zamanda ehl-i vicdan herkese sesleniyorum. Dinimiz kadar ilme ve davranışları ile gençliğe örnek olmuş âlimlere değer veren, Onları yücelten bir başka sistem ve rejim var mı?
Büyük usta; Mehmet Akif; eğitimi hayatın olmazsa olmazlarından biri olarak görmüş, cehaleti ise en büyük düşman kabul etmiştir.
“Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet.
Ey derd-i cehalet sana düşmekle bu millet,

Bir hâle getirdin ki, ne din kaldı ne namus. 
Ey sine-i İslâm’a çöken kapkara kâbus. 
Ey hasm-ı hakiki, seni öldürmeli evvel; 
Sesin bize düşmanları üstün çıkarılan el! ”

İnsanlık ailesinin özelde de İslam ümmetinin içerisinde bulunduğu durum gerçekten de Akif’in teşhisini doğrular haldedir. Bu gün başımıza her ne geldi ise cahilliğimizden, cehaletimizden gelmiştir. Kitaptan ve okumaktan uzak kalışımızdan gelmiştir. Hiçbir şeyden çekmedik cehaletten çektiğimiz kadar. Hep cahilliğimizin kurbanı olduk. 
Aynaya bakıp halimizi göremeyince, kendi hatalarımızı görmek istemeyince, kabahati Yüce Dinimize attık. Geri kalışımıza gerekçe olarak onu gördük. Oysa kendimizi kandırdık. 
Unutmayalım! Yanlış teşhis, tedaviyi geciktirir; hatta belki, imkânsız hale dönüştürür. Gaflet uykusundan uyanmak gerekir. Artık vakit; uyanık olma vaktidir.
Yine Akif; Merhumun dili ile bir kere daha sesleneyim siz değerli kardeşlerime;

“Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık, 
Silkin de: muhitindeki zulmetleri yak, yık!

Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır; 
Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır! ” 
Ülkemizin maddî ve manevî kalkınması, muasır medeniyetler seviyesine erişmesi, bulunduğu coğrafyada değil insanın olduğu her yerde mazlum ve mağdurların gür sesi olabilmek için kadın erkek, yaşlı genç demeden çalışmalıyız. Herkes üzerine düşene omuz vermeli, mukaddes yükün hamalı olmalıdır. 
Eğitimden sanayiye, teknolojiden bilime her şeyimiz, çağın gereklerine uygun ve millî olmalıdır. Gençlerimiz fennî ilimlerin yanında, dinî ilimlerle de mücehhez olmalı, bırakın bir insanı, yerde yürüyen karıncayı bile incitmeyecek kadar zarif yetişmelidir,yetiştirilmelidir. Zira dinî ve fennî ilimler terazinin iki ayrı kefesi gibidir. Birinin boşluğu ötekinin dengesini bozar. 
Fatih Sultan Muhammed Han Hazretlerini 12 yaşında tahta oturtan, 21 yaşında İstanbul gibi dünya başkentini fetihle taltif eden Akşemseddin’ler, Molla Gürani’ler dolaysıyla ilim ve irfan değil midir? 
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? ” Zümer suresi 9. ayet-i kerimedeki ilâhi suale karşılık şu cevabı veriyor Akif: 
“ Olmaz ya… Tabii… Biri insan, biri hayvan! ” 
Peygamber [s.a.v.] Efendimizin; “İlim Çin’de dahi olsa gidip alınız.” Hadis-i şeriflerini duymayanımız yok gibidir. 
Akif, bu hadis-i şeriften yola çıkarak Müslümanlara şu tavsiyelerde bulunuyor: “Müslüman, elde asâ, belde divit, başta sarık; 
Sonra sırtında yedek şaplı beş on deste çarık;

Altı aylık yolu, dağ taş demeyip çiğneyerek, 
Çin-i Maçin’deki bir ilmi gidip öğrenecek.”

Kur’an’ın ilk ayetinin “Oku” emri ile başlaması tesadüf olabilir mi? Terakkinin vazgeçilmez ilk şartı okumaktır. Okumak için iki elini bir araya getiremeyen milletler, iki yakasını bir araya getiremezler. Cehaletle mücadele edemeyen toplumlar, düşmanla mücadelede başarı elde edemez. Müslümanlar bu gerçeği idrak edemediği için müstemleke durumuna düşmüşlerdir. İlmi, Müslümanın yitik malı kabul edip her gördüğü yerde alınmasını öneren bir dinin müntesiplerinin bu hali; Dinimizle, Diyanetimizle hiç ama hiç bağdaşmamaktadır.

İslam dünyasının sahip oldukları toprakların üstü bir başka zengin, altı bir başka zengin. Yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından birçok zenginliği sinemizde taşımamıza rağmen çağın ilmine sırt çevirdiğimizden elimizin altındaki hazineleri el’le paylaşmak zorunda kalmışızdır.
Merhum Akif’in buna da söyleyecekleri var. Bakın nasıl bir dünya hayal ediyor: “Sayısız mektep açılmış: Kadın, erkek okuyor; 
İşliyor fabrikalar, yerli kumaşlar dokuyor 
Gece gündüz basıyor millete nâfi âsâr 
Adeta matbaalar bir uyumaz hizmetkâr 
Mülkü baştanbaşa imar edecek şirketler; 
Halkın irşadına hâdim yeni cemiyetler, 
Durmayıp iş buluyor, gösteriyor, uğraşıyor; 
Gemiler sahile boydan boya servet taşıyor… 
Hasır üstünde bu rüyaları görmekte iken, 
İki mel’un gözün altında ayıldım birden.”

Öyle inanıyorum ki milletimizin her ferdi hep aynı rüyaları görüyoruz. Düşlerimizin gerçek olması duası ile herkes ama herkes iş başına…

Selam ve dualarla…
Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR