BU ELİ CEHENNEM ATEŞİ YAKMAZ
Ramazan TOPCAN

BU ELİ CEHENNEM ATEŞİ YAKMAZ

İşçi olarak çalışmak ya da ücret karşılığı işçi çalıştırmak Kitap, Sünnet ve İcma ile meşruluğu sabit olan bir konudur.
Gerek Kur'an-ı Kerim’de olsun gerekse de Sünnette olsun, konu ile ilgili olmak üzere bazen İslam'dan önceki semavî dinlerin ücretle çalışma ve çalıştırma uygulamalarından misaller verilmiş bazen de doğrudan hükümler serdedilerek bu konu üzerinde durulmuştur.
Hatırlayacaksınız Hz. Musa'nın [r.a.], kendisine peygamberlik verilmeden önce Mısır'dan ayrılarak Medyen bölgesine gittiği, orada davarlarını sulamaya çalışan iki kız kardeş gördüğü, onlara yardım ettiği ve kızlardan birisinin; "Babacığım! Bunu işçi olarak tut. Zira senin çalıştıracağın en iyi adam, böyle kuvvetli ve güvenli biri olmalıdır." diyerek babasından Hz. Musa [s.a.v.]'ı işçi olarak almasını istediği hikâye edilir. Bu olay, Kasas suresinde şöyle anlatılır:
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler. ﴾23﴿ 
Bunun üzerine Musa onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi. ﴾24﴿ 
Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Musa onun (Şuayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, "Korkma o zalim kavimden kurtuldun" dedi.﴾25﴿ 
Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi. ﴾26﴿ 
Şuayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi. ﴾27﴿ 
Musa şöyle dedi: "Bu seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah söylediklerimize vekildir." ﴾28﴿
Bunun üzerine, Hz. Musa [a.s.], bu iki kardeşin babaları olan Hz. Şuayb'ın [a.s.] yanında on sene çalışır. Burada bu kutlu Nebi, sadece o ailenin koyunlarını gütmedi. Bir taraftan koyunları güderken diğer taraftan da bir Nebi’nin rahle-i tedrisinde nübüvvet mesleğinin sırlarını da öğrenmiş oldu.
Kasas suresinin bu bölümünde anlatılan Musa [a.s.]’ın işe alınmasını isteyen ve daha sonra da bu Nebi’ye eş olmakla şereflenen ferasetli kızcağızın vurguda bulunduğu iki vasıf, bir işçide aranan şartların neler olduğu konusunda günümüz iş dünyasında son derece önemli bir mikyas olsa gerek.
Bu iki vasıf;
1-İşçinin o işi yapabilecek güç ve kuvvette olması, 
2-İşçinin güvenilir ve emin bir insan olması. 
Yine hemen herkesin bildiği Hz. Musa [a.s.] ile Hz. Hızır’ın [a.s.] yolculuklarının anlatıldığı Kehf suresinde ücret karşılığı iş yapmaya delalet vardır. Olay, Kehf suresi 77. ayet-i kerimede şöyle anlatılır; “Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.” 
Yine Talak suresi 6. ayet-i kerimede; “…….Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. “ 
Yukarda meallerini sunduğum ayet-i kerimeleri delil kabul eden İslam uleması, bir insanın, diğer bir insan tarafından ücret karşılığında çalıştırılmasının ve bu sunulan hizmete mukabil ilgili şahsın ücret almasının meşru olduğu kanaatine varmışlardır.
Yüce Dinimiz İslam, insanın geçimini sağlamak üzere çalışmasını teşvik etmekle kalmaz aynı zamanda bunu bir ibadet kabul eder. İnsan, çalışması ile sadece dünyasının mutluluğunu temin etmez aynı zaman da ahiret mutluluğunu da temin etmiş olur. Müslümanın parolası; "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışmak, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalışmaktır."
İnsan, maddî gıdasının peşinde olduğu kadar manevî gıdasının da peşinde olmalıdır. Necm suresi 39. ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız, bütün kullarını hem bu dünya hem de ahiret için çalışmaya davet etmekte ve "İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez." Buyurarak insanın ancak çalıştığının karşılığını alacağını, çalışmadan kazanmanın meşru ve mümkün olmadığını beyan etmektedir.
Kur’an-ı Kerim, Yüce Mevla’mıza karşı görev ve sorumluluklarını yerine getiren ve helal dairesi içerisinde bir insanın çalışmasını ibadet kabul etmiştir. Nitekim İbn-i Mace’de anlatıldığına göre Peygamber [s.a.v.] Efendimiz; "Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde edemez." buyurmuş ve bu konuda alın teriyle geçimini sağlayan Hz. Davud [a.s.] Efendimizi misal olarak insanlığa takdim etmiştir. 
Dahasını ifade edeyim ki, Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, çocuklarının rızkını sağlamak veya anne ve babasının ihtiyaçlarını karşılamak ya da kendi ekmeğini kazanmak için evinden çıkan bir insanın evine dönünceye kadar Allah [Azze ve Celle] yolunda olduğunu beyan etmiş ayrıca da kimselere muhtaç olmamak, anne-babasını, çoluk çocuğunu da başkalarına el açtırmamak için işe giden bir insanın her adımda ibadet sevabı alacağını müjdelemiştir.
Bir gün, Allah Resulü [s.a.v.] Efendimiz, sahabe efendilerimizden Hz. Muaz [r.a.] Efendimizle musafaha edince buyurdular ki; " Ya Muaz! Ellerin nasırlaşmış." 
Hz. Muaz [r.a.] Efendimiz; "Evet, Ya Resulellah! Kazma elimde toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum." Bunun üzerine Efendimiz [s.a.v.], edep ve haysiyetiyle çalışan bütün işçilerin alnını öpercesine Hz. Muaz'ı [r.a.] öpüp buyurdular ki; " Bu eli Cehennem yakmaz."
Yine bir gün, Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, Medine-i Münevvere’de ashabı ile birlikte otururlarken genç yaşta dilenen bir fakir çıkagelir. Fakir, kendisinin ve ailesinin aç olduğunu söyler ve yardım ister. Allah Resulü [s.a.v.] Efendimiz tarafından genç adamın evine gönderilen Hz. Ali [r.a.], adamın evinde çocuklar üzerine örtülmüş bir kilim ve bir tencereden başka bir şey olmadığını görür. Bunun üzerine, Hz. Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, Hz. Ali [r.a.] Efendimize, o kilim ve tencereyi pazarda satarak parasıyla ip almasını emreder. Hz. Ali [r.a.] Efendimiz, söyleneni yapar. Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, ipi o fakir adama uzatarak; "Bunu al, dağlara git, odun toplayıp satarak para kazanmaya çalış. Kırk gün evine hiç uğrama. Bu süre zarfında evin bütün ihtiyaçlarını biz göreceğiz." buyurdular.
Adam, kırk gün sonra kazandığı paralarla Peygamber [s.a.v.] Efendimizin huzuruna gelir. Efendimiz [s.a.v.], Ona Medine-i Münevvere’de bir ticarethane açtırır ve adam böylece geçimini sağlamaya başlar. Bu hadise üzerine Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, Buhari-i Şerifte geçtiği üzere şöyle buyururlar; "... Sizden birinizin urganını omzuna alarak dağdan odun toplaması, sonra da onu sırtlanarak pazara götürüp satmak suretiyle geçinmesi, herhangi bir kimseye gidip de ondan bir şey istemesinden daha hayırlıdır." 
Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
Başarılı sağlık personelleri ödüllendirildi
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR
MEYDAN PROJESİ BU YIL TAMAMLANIYOR