DOÇ.DR. ÖZEN’İN PSİKOLOJİ VE EĞİTİM KİTAPLARI OKUYUCUYA İLAÇ GİBİ GELİYOR

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ölçme ve Değerlendirme Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Yener ÖZEN’in bu zamana kadar yayımlanmış olan 18 kitabının ardından yayın hayatına yeni kazandırmış olduğu, “Şizofrenik Ben” (Şizofreni Psikolojisi) ve “Türk Milli Kültüründe Kimlik ve Değerler Psikolojisi” isimli kitapları okuyucularının büyük beğenisini topladı.

DOÇ.DR. ÖZEN’İN PSİKOLOJİ VE EĞİTİM KİTAPLARI OKUYUCUYA İLAÇ GİBİ GELİYOR
DOÇ.DR. ÖZEN’İN PSİKOLOJİ VE EĞİTİM KİTAPLARI OKUYUCUYA İLAÇ GİBİ GELİYOR Ali KALENDER

Daha önce, Çınaraltı Yayınları tarafından basılan, Travmatik Ben (Travma Psikolojisi) isimli kitabının ardından yine aynı kitabevi tarafından basımı gerçekleşen, yeni psikoloji kitabı olan “Şizofrenik Ben” ve Kimlik ve Değerler Psikolojisi isimli kitaplarıyla, Türkiye’nin tanınmış Psikoloji ve Çocuk Eğitimi yazarlarından Doç Dr. Yener Özen’in okuyucu dünyasına kazandırmış olduğu 20’cı eseri olarak kitapçı raflarında yerini almış oldu.

En son yayımlanan Şizofrenik Ben kitabı ile ilgili konuşan, Akademisyen Doç.Dr. Yener ÖZEN, “Şizofreni “Psikiyatrinin büyük bir muammasıdır.” (Pichot). Şizofreninin 1950’lere kadar gerçek anlamda bir tedavi yapılanması yoktu. Sinir hastalıkları arasında sayılıyordu ve sahiplerine kısaca “deli” deniliyordu. Şizofrenler her şeyi şimdiki zamanda algılıyorlar. Bu aslında güzel değimli; Psikoterapinin en önemli ilkesi de “şimdi ve burada” değimli? O zaman şizofrenler niye “deli” olsun; hayatın esas ilkesini yaşamış olmuyorlar mı? Yani mektup yazmıyorlar, telefon açmıyorlar; berber, hamama, dişçiye gitmiyorlar diye onları zorla sürükleyerek tımarhaneye götürmek neyin nesi? Aslında şizofren hasta, zarif kanatlarıyla duvarda gezinen dört mavi istiridye. Gördüğünüz sanmaz; onlar gerçekten görür. Onların gördüğünü bizler Görmüyoruz diye mi onlar psikozlular? Ya bizler neyiz? Bizler “Cinnetin eşiğinde, ölümün kıyısında, iflasın ucunda, delirmenin tam dört yol ağzındayım usta… Bekleyemiyorum usta, acele et?... Azrail canımı çeker; burada park yasak. ”diyen Hasan Uğur Gür gibi ya da önce şizofren denilip sonra Nobel Ekonomi Ödülü verilen John Nash gibiyiz. Sahi kim deli, kim akıllı…? Evet, bu kitapta bunun cevabının birazını bulacaksınız.

Travmatik Ben isimli kitabından da bahseden, Doç. Dr. Yener ÖZEN; “Psikolojik travma güçsüzlerin felaketidir. Kurban, yaşadığı travmadan kaynaklanan ezici bir kuvvet tarafından çaresiz bir hale getirilir. Bu kuvvet doğaya ait olduğunda, afetten söz edebiliriz. Kuvvet başka bir insana ait olduğunda ise, vahşetten söz edebiliriz. Travmatik olaylar insanlara kontrol, bağ kurma ve anlam duygusu veren olağan davranış sistemlerini altüst eder. Travmatik olaylar nadir olduklarından değil, tersine insanın hayata olağan uyumunu altüst ettiği için olağan dışıdır. Sıradan talihsizliklerin tersine, bizi genellikle hayata ya da beden bütünlüğüne yönelik tehdit, şiddet veya ölümle yüz yüze bırakır. İşte bu çalışma, insan hayatının her aşamasında yakinen karşılaştığımız psikolojik bir durum olan travmaya dair en kapsamlı çalışmalardan biri.” dedi.

Bir ay önce, Post yayınları tarafından basımı gerçekleşen 20’cı kitabi olan “Türk Milli Kültüründe Kimlik ve Değerler Psikolojisi” isimli eseriyle ilgili bilgi veren, Doç. Dr. Yener ÖZEN, “Türk milleti yeryüzünde daim ve kaim kalabilmemin yolunu dil ve töre ögelerinden mürekkep hars (kültür) ile olabileceğini Orhun Yazıtlarında dile getirmiştir. Kültür kimliği, kimlik de kültürü besledikçe sarsılmaz bir değerler ağının oluşacağını, bu değerler ile yarını mamur edeceğini bile gelmiştir. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta bu durumu şöyle dile getirir: Kültürdeki süreklilik, milletin devamlılığı ilkesinin yegâne temel taşıdır. Kültür tekrar edildikçe çoğalır, güçlenir ve büyür. İşte bu sebeptendir ki; “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini, töreni kim bozabilir.” sözüne vurgu yaparak kültürü daim kılarsak, kimliği her zaman unutmadan taşıyabileceğimizi vurgulamıştır. Kimlik ve kültür, değerleri besler; değerler de kimliği ve kültürü biçimlendirir. Ahmet İnam bir söyleşisinde değerlerin ne olduğunu veciz bir şekilde şöyle ifade etmiştir: “Değerler neye değer ya da değmeli? Değerler yere değmeli, değerlerimiz ele değmelidir, değerler tene değmeli, değerler içe değmelidir, değerler yola değmelidir, değerler göğe değmelidir, değerler cana değmelidir, değerler maneviyata değmelidir, değerlerimiz, elbette akla değmelidir ve değerlerimiz hayatın kendisine değmelidir.” dedi.

HABER: BAYRAM ALİ KAVALCI

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YAZAR KAYIKÇI’NIN “VE MİLLET DESTANI YAZDI” KİTABI BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI
YAZAR KAYIKÇI’NIN “VE MİLLET DESTANI YAZDI” KİTABI BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI
Rize'de Muhlama Yarışması yapıldı
Rize'de Muhlama Yarışması yapıldı